Stresle baş edebilirsiniz

Kendinizi bunalmış mı hissediyorsunuz? Komplikasyonlar konusunda endişeli misiniz? Artık sabrınız tükeniyor mu? Böyle hissediyorsanız diyabet bedeninizle birlikte zihninizi de ele geçirmeye başlıyor demektir.

Diyabetle birlikte görülebilecek yan etkiler konusunda sonu gelmeyen endişeler, karbonhidrat saymalar, egzersiz yapamadığınız günlerdeki suçluluk duygusu, başkaları gibi dilediğinizi yiyip içememenin yarattığı öfke… Tüm bunlar sizi yoruyor ve strese neden oluyorsa uzmanların uyarılarına dikkat etmekte fayda var. “Diyabet yaşam boyu günlük olarak, yoğun öz yönetim gerektiren bir hastalıktır ve sürecin gidişatını kişinin hastalığa ilişkin öz yönetim becerilerinin ne kadar iyi olduğu belirler.” diyen Amerikan Hastanesinden Psikolog Bilge Köstekçi davranışsal ve psikososyal faktörlerin diyabette önemli rol oynadığının altını çiziyor: “Psikososyal risk faktörleri ve koruyucu faktörlerin öz yönetimi nasıl etkilediğini anlamak, diyabette bakım ve hastanın yaşam kalitesini iyileştirmede dikkat edilmesi gereken temel noktadır.”

İlk günlerde
Diyabet sürecinde teşhisle başlayan önceden belirlenebilir bir dizi kişisel kriz yaşanıyor. Hasta ve ailesi zorluklarla ve kısıtlamalarla dolu yeni bir dünyaya girdiklerinin farkında oluyorlar. Hastalıkla ilk karşılaşma, kayıp hissi ve bazen sınırları keskin olarak belirgin olan bir yas süreci olarak ortaya çıkıyor. Stres diyabette sık görülmekle birlikte günlük rutin olumsuzlukların (trafikte kalmak, aile üyeleriyle çatışma, iş baskısı), olumsuz yaşam olayları (sevilen birinin kaybı, maddi sıkıntılar, boşanma) ve diyabetle yaşamanın duygusal yükü sonucu olarak da ortaya çıkabiliyor. Stres kimi zaman yükselen kandaki glukoz miktarıyla kendini doğrudan gösterirken, kimi zaman da davranış rutinlerinin (yeme ve uyku gibi) bozulmasıyla dolaylı olarak etkili oluyor.

Yetersiz bilgi, destek
Yapılan çalışmalar diyabet hastalarının neredeyse hepsinin hastalık süreci boyunca tedaviye uyum konusunda güçlük yaşadığını göstermekte. İnsan doğası, tedavi programının yoğunluğu ve diyabetin kronik olma hali bu uyumsuzluğa yol açan faktörlerdir diyen Köstekçi tedaviye uyumsuzluğun sıklıkla uygun diyabet bakımı hakkında yetersiz bilgi sahibi olmakla karıştırıldığını söylüyor: “Yetersiz sosyal destek,zaman baskısı, stres ve tedavi planıyla uyumlu olmayan sağlığa dair inançlar bu problemi belirgin şekilde etkileyen psikososyal faktörlerin başında gelir. Uyumsuzluk bunun yanında daha kritik psikolojik problemlerin ortaya çıkmasıyla depresyon, kaygı veya yeme bozuklukları olarak da ortaya çıkabilir.”

Altı basamaklı süreç
Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) diyabette psikolojik desteğin önemine ilişkin çalışmasında diyabet hastalarının yüksek yaşam kalitesini koruyabilmeleri için altı basamak öneriliyor. Bu basamakların sağlıksız alışkanlıkları değiştirmek, duygu ve düşüncelerinizi yönetebilmek için faydalı olacağı düşünülüyor:

1- Bilgi edinmek:
Diyabetle ilgili bilgi edinmek ve teşhisinizi ayrıntılarıyla bilmek durumunuzu yönetirken uygun seçimler yapmanız için faydalıdır. Doktorunuzla veya diğer sağlık mensuplarıyla randevunuzdan önce, sorularınız ve endişe ettiğiniz konular hakkında bir liste yapmaya çalışın.

2- Duygularınızı kabullenmek:
Yapılan çalışmalar diyabetiyle ilgili olumsuz duygularını kabullenmiş olan kişilerin kendi sağlıklarını daha iyi takip ettikleri ve glukoz seviyelerini sabit tutabildiklerini gösteriyor. Örneğin, şekerli bir atıştırmalık görünce ve vücudunuza olası etkilerini düşününce kaygılanıyorsanız, kaygıyı yok saymak yerine duygunuza odaklanmayı deneyin. Ne yiyebileceğinizle ilgili endişe etmek gibi, olumsuz duygu ve düşüncelerinizi inkar etmek de stresi beraberinde getirebilir. Yeme düşüncesinin tetiklendiği anlarda, söz konusu düşünceyi neyin tetiklemiş olabileceğine odaklanmak, durumla ilgili farkındalığın artmasına yardımcı olabilir.

3- Dengeli bir bakış açısını korumak:
Diyabetin temel odağınız olmasına müsaade etmeyin; hastalığınız sizi tanımlayan özelliğiniz olmamalı. Siz teşhisten önce olduğunuzla aynı kişisiniz, bu nedenle hastalığınızla birlikte yaşamayı öğrendiğiniz bu süreçte keyif aldığınız aktiviteleri yapmaya devam edin.

4- Gerçekçi olmak:
Çok katı olan kuralların bozulması diğerlerine kıyasla daha mümkündür. Günde 10 dakika yürümek gibi kolay gerçekleştirilebilecek küçük hedefler belirleyip, haftalar içerisinde yavaş yavaş süreyi 30 dakika veya daha fazla olacak şekilde uzatabilirsiniz.

5- Yeni şeyler denemek:
Diyabet yaşam şeklinizde temel değişiklikler gerektirmekle birlikte, yeni tarifler, yemekler ve aktiviteler deneyimlemenize olanak verir.

6- Güçlü bir destek sistemi geliştirmek:
Çalışmalar destek sistemi kuvvetli olan kişilerin diyetlerini koruma yatkınlığının daha fazla olduğunu gösteriyor. Diyabet hastalarıyla yapılan çalışmalar ailesi ve arkadaşları tarafından desteklenen hastaların yüksek stres altında kan şekeri seviyelerini sağlıklı düzeyde koruyabildiklerini gösteriyor. Bu doğrultuda, aileniz ve arkadaşlarınızla size nasıl yardımcı olabilecekleri hakkında konuşun.

stresle-bas-edebilirsiniz-3

SIKINTI MI? DEPRESYON MU?
Sıkıntı, net bir biçimde psikiyatrik bozukluk olarak tanımlanmış olan depresyonla eş anlamlı değil aslında. Klinik depresyon tanısı için kişinin 9 belirtiden en az beşini an az iki hafta süreyle yaşıyor olması ve normal fonksiyonlarını yerine getirmekte zorlanıyor olması gerekiyor. İnsanlar “depresyondayım” sözcüğünü çoğunlukla hüzünlü ve stresli hallerine eşdeğer olarak kullanıyor. Oysa depresyon aslında bu duygulardan daha fazlasını kapsayan bir duygu ve durum bozukluğu demek.

BİR ARADA OLMAK EN İYİSİ
Türkiye dahil 17 ülkenin birlikte gerçekleştirdiği çok uluslu bir çalışma olan ve Tip 1, Tip 2 diyabet hastaları, hasta yakınları ve sağlık çalışanları arasında yapılan DAWN2 çalışmaları sonuçları gösteriyor ki tüm dünyadaki diyabetlilerin sorunları yaklaşık olarak aynı. Başlıca sıkıntılar hipoglisemi ve her aşamada yaşanan psikolojik sorunlar. DAWN çalışmaları ayrıca aile bireylerinin ve sevdiklerin diyabet yönetiminde başarıya büyük katkısı olduğunu da gösteriyor. Destek sunacak görevlileri olumlu yönde motive etmek ilişkili herkesin stresini azaltıyor.
İnsanların çoğu öz yönetimlerini özellikle de beslenme ve egzersiz alışkanlıklarını iyileştirmek istiyor.
Geniş sosyal desteği olan kişiler ve aile üyelerinin daha az sıkıntı yaşadığı gözleniyor.
Hastaların çok azı gerektiği zaman destek istiyor ve başkalarının bu desteğin sağlanacağını bilmesini istemiyor.

CESARETİNİZİ TOPLAYIN
Sıkıntılarınızla ilgili olarak doktorunuzun sormasını beklemeden konuyu siz gündeme getirin. Bilin ki, hiç bir uzman ‘diyabet beni esir alıyor’ şeklinde bir yakınmaya duyarsız kalamaz.

stresle-bas-edebilirsiniz-2

 

Düzenli Şekilde Eğitim ve Destek Alın!
DAWN2 çalışmaları diyabette yeterli bireysel eğitim ve destek almanın sıkıntı düzeylerini azaltabileceğini gösteriyor. Oysa çalışmalar çok az kişinin yeterli ölçüde eğitim ve destek aldığını bildiriyor.

Daha mı çok?
Kimi araştırmacıların toplumun geneline göre diyabet hastalarında depresyon oranının yüksek olduğunu öne sürmelerine karşılık, bazıları son çalışmaların böyle bir ayrım göstermediğini ve oranlarda farklılık olmadığını söylüyor. Sıkıntılar tedavinin ilerletildiği, insülin almaya başlandığı ya da bir komplikasyonun ortaya çıkması gibi kritik dönemlerde artabilir diyen uzmanlar tanı konduğunda hastalara olumsuz düşüncelerin normal ve yaygın olduğu ancak zamanla azalacağının mutlaka söylenmesi gerektiği konusunda hem fikir.

 

DIABETIC LIVING DERGİSİ SONBAHAR/KIŞ 2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.