Şimdi kamp zamanı

Keyifli bir tatil ortamında diyabet yönetimi ve sağlıklı beslenme konularında eğitimler verilen yaz kampları pek çok başka harika fırsatlar da sunuyor. Bu yaz siz de denemek ister misiniz?

Diyabetlilerin diyabet bakımı ile ilgili bilgilerini geliştirmelerini, arkadaş desteği sağlamalarını, deneyimlerini karşılaştırmalarını ve böylece yalnızlık hislerinin azalmasını, değişik fiziksel ve sosyal aktiviteler ile kendi yeteneklerine güvenlerinin artmasını, kendi kendine diyabet bakımı konusunda daha güvenli, sorumlu ve becerikli hale gelmelerini, kaygılarını azaltmalarını ve gelecek konusunda daha pozitif olmalarını, kronik hastalığa bağlı psikolojik sorunlarla başa çıkmalarını, diyabetle yaşamanın bazı zorluklarını daha yakından tanımalarını, diyabetli çocuk ve erişkinlerin kendi kendine doz ayarlamalarını, akut komplikasyonlarda müdahale etmelerini, sık şeker ölçümünün sağladığı yararları görerek öğrenmelerini sağlayan diyabet kampları aynı zamanda sağlık profesyonellerinin eğitimi için de önemli bir fırsat yaratıyor. Ebeveynler ve ailenin diğer üyelerini diyabet rutininden uzaklaştırarak dinlenme fırsatı veriyor. Bu kamplara katılan sağlık profesyonelleri ve diyabetliler programın sonunda; yaşlarına uygun ve kapsamlı diyabet eğitimi, beslenme tedavisi, egzersiz, kan şeker izlemi, insülin ayarlama, diyabet yönetimindeki stratejileri anlama konusunda çok daha bilgili oluyorlar.

Dayanışma ve dostluk ortamı
Diyabet kamplarıyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi aynı zamanda Türk Diyabet Cemiyeti Genel Sekreteri Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva diyabet kamplarının yaşam boyu süren bir hastalık olan diyabetle arkadaş olmayı ve onu yönetmeyi öğreten çok önemli bir okul olarak kabul edildiğinin altını çiziyor: “Türk Diyabet Cemiyeti (TDC) de 50 yıldan beri her yıl diyabet kampları düzenliyor. Bu kamplarda Tip 1 diyabetli gençler ve genç erişkinler ile Tip 2 diyabetliler genellikle beraber katılıyorlar ama her iki grubun aldığı eğitim hiç kuşkusuz birbirinden farklı oluyor. Kampa ilk kez katılacak olan gençler başlangıçta genellikle biraz endişe, biraz korku ve biraz da çekingenlik hissediyorlar. Bu gençlerin çoğu ilk kez tek başına böyle bir deneyim yaşamış oluyor. Genellikle, çıktıkları tatillerde hep birlikte oldukları ailelerinden ayrı olmak onları başlangıçta biraz heyecanlandırıyor ve ‘acaba kendime yetebilir miyim?’ gibi bir korkuya kapılıyorlar. Tabii kendileri gibi diyabetli olan diğer gençleri görür görmez bu korkuları kayboluyor ve aralarında müthiş bir dayanışma ve dostluk ortaya çıkıyor. Bu güzel ortam daha yolculuğun henüz başında iken, otobüse biner binmez başlıyor ve yıllar boyu devam ediyor. 1992- 2004 yılları arasında hekim olarak her yıl katıldığım diyabet kamplarında birbirlerini tanımış olan gençler arasından evlenenler bile oldu. Grup dinamiği hemen oluşuyor ve her katılımcı hemen bir rol üstleniyor. Ağabey duruşu olanlar yardımıyla, gençleri yönetmek ve eğitmek çok daha kolay oluyor.”

simdi-kamp-zamani-2

Uzmanlar ve akranlar eşliğinde
Türk Diyabet Cemiyeti’nin diyabet kamplarına iki hekim, en az iki hemşire, bir diyetisyen ve yardımcı personelin katıldığını söyleyen Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva, kampa katılmadan önce başvuran her adayı sıkı bir tıbbi kontrolden geçirdiklerini ve kendisini izleyen hekimden bir onay ve tıbbi geçmişini anlatan bir yazı istediklerini belirtiyor: “Diyabetle ilişkili herhangi bir komplikasyonu olmayan Tip 1 diyabetliyi hasta olarak değil, insülin eksikliği olan sağlıklı bir birey olarak kabul ediyoruz. Eğer diyabete ek olarak başka bir problem varsa önceden mutlaka tespit ediyoruz ve ona göre bir izlem planı yapıyoruz. Gittiğimiz mekanda hemen bir laboratuvar ve ufak acil müdahalelere olanak veren bir tıbbi ünite oluşturuyoruz. Kampta geçirilecek her günün detaylı bir programı var. Bu program sabah 07:00’de şeker ölçümü ile başlıyor. Kahvaltı öğünü diyetisyenle birlikte düzenleniyor. Karbonhidrat sayımı yapılarak insülin dozunun planlanması kampta öğretilen en temel konulardan biri. Kahvaltıdan sonra öğleye kadar dersler ve spor aktiviteleri var. Öğle yemeğinden önce yine şeker ölçülüp insülin dozu planlanıyor. Öğleden sonra serbest saat, ara öğün öncesi şeker ölçümleri, dersler ve birlikte yapılan spor aktiviteleri ile program devam ediyor. Sonuçta diyabetliler şekerleri yükselince ne yapmaları gerektiğini, aşırı şeker düşüklüğüne nasıl müdahale edeceklerini, ateşleri yükselince olacakları, spora vücutlarının verdiği cevabı ve hayati önem taşıyan daha pek çok konuyu diyabet konusunda deneyim sahibi hekim ve hemşirelerden öğreniyorlar. Kısacası akranlarıyla beraber diyabetle yaşamı sürdürmenin keyfini yaşıyorlar.”

Hayata hazırlık
Kampta bazen kontrol bozulabilse de bunu böyle güvenli bir ortamda yaşamanın onları tehlikeden koruduğunu ve yapmamaları gerekenleri de öğrettiğini vurgulayan Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva katılımcıların bu sayede hayata hazırlandıklarını ifade ediyor: “Yaşları 18’den büyük de olsa Tip 1 diyabetli gençler daha geç erişkin oluyorlar çünkü aileleri diyabetten korkarak aşırı korumacı bir tavır sergileyebiliyorlar. İşte kamp tam da bu nedenle çok önemli, onlara kendilerini tanıma ve aslında Tip 1 diyabetin yönetiminin mümkün olduğunu güvenli bir ortamda anlama imkanı veriyor. Kampta yaşanan her şeyden bilgi ve deneyim ediniyorlar, öğreniyorlar.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi, Türk Diyabet Cemiyeti Genel Sekreteri
Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva: “Kamp düzenlemek zor bir iş. Ciddi bir bilgi birikimi ve deneyim gerektiriyor. Bunu iyi bilen bir ekiple yola çıkmalarını öneriyorum. Diyabet kampları bir okul, bir yaşam tarzı ve bir aile ortamı. Her Tip 1 diyabetlinin bunu mutlaka yaşamasını öneriyorum.”

Kamptan sonra yine kendi hekimlerine takibe gitmelerini ve öğrendiklerini uygulamalarını öneriyoruz. Kamp dışı yaşama dönünce de aynı kurallarla yaşamak onları aslında kısıtlamıyor tam tersine özgürleştiriyor.”

simdi-kamp-zamani-3

Çocuklar için mükemmel bir fırsat
“Diyabetli çocuk kampları diyabet eğitimi ve diyabetle barışık bir yaşam için eşsiz fırsatlar sağlıyor.” diyen Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun diyabetle arkadaş olmak gerektiğinin altını çiziyor: “Bir çocuk diyabet olduğunda en önemli konu üzüntüleri bir an önce geride bırakıp diyabetle barışık, diyabet tedavisinin gereklerini yerine getiren bir hayatı organize etmektir. Bu bakışı diyabetle arkadaş olmak olarak tanımlayabiliriz. Aslında bu romantik bir kelime gibi gelebilir. Diyabetle arkadaş olmak ne demek gibi. Aslında bu temel olarak diyabet tedavisinde diyabetle barışık olmayı, diyabeti sürekli bir kaygı konusu haline getirmemeyi, insanın arkadaşlarına özenli davranması gibi kendi diyabetine de özenli davranmasını anlatmaktadır.”

simdi-kamp-zamani-4

Diyabet eğitimi
“Diyabetle arkadaş olmanın yanında diyabet eğitimi de bir diyabetlinin yaşamını etkileyen en önemli konudur.” diyen Prof. Dr. Şükrü Hatun diyabetin, eğitimin ilaçlar kadar etkili olduğu tek hastalık olduğunun altını çiziyor: “Diyabetli çocuk kampları, bu iki konuda yani diyabet eğitimi ve diyabetle barışık bir yaşam için eşsiz fırsatlar sağlar. Biz, yani çocuklardaki diyabetle uğraşan bir grup doktor, beslenme uzmanı, hemşire, tıp öğrencisi 1997’den beri her yıl bir grup diyabetli çocukla İznik Gölü kenarında, 2011’den beri Diyarbakır’da Diyabetli Çocuklar Kampı için Hazar Gölü kenarında toplanırız. Diyabet kampları, hem diyabet eğitimi hem de diyabetli çocukların diyabetle barışık ve arkadaş bir yaşam sürmesi için eşsiz fırsatlar sunar. Kamplarda diyabetli çocuklar, deneyimli diyabetli ağabey ve ablaları, doktorlar, hemşireler, diyetisyenler, psikologlar ve tıp öğrencileri ile 1 hafta birlikte yaşarlar. Kamplarda akran etkileşimi ve diyabet tedavisinde ustalaşmış kişilerle karşılaşma ve onları örnek alma, diyabetli çocukların yaşamlarını değiştirebilir. Eğitim ve arkadaşlık kadar eğlence ve spor da vardır. Çocuklar kamplarda kendilerine olan güvenlerini yeniden kazanırlar ve yaşamlarına yeni bir başlangıç yaparlar. Bütün bunları göz önüne aldığımızda diyabetli çocukların en az bir kez diyabet kamplarına katılmaları sağlanmalıdır.”

‘Daha çok insan olma hali’
Prof. Dr. Şükrü Hatun, ülkemizde daha önce İstanbul Tıp Fakültesi, Kocaeli, Ege, Dokuz Eylül ve Akdeniz Tıp Fakülteleri ile Diyarbakır Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Diyabet ekipleri tarafından düzenlenen bu kampların diyabet eğitimi dışındaki çok önemli diğer getirilerini şöyle özetliyor: “Öncelikli amacımız pankreaslarının bir bölümü çalışmadığı için kan şekeri dengeleri otomatik olarak ayarlanamayan çocukları bir hafta süren kampta eğitmektir. Onlara diyabetle birlikte yaşamayı ve onunla baş etmeyi, kan şekerlerini izlemeyi ve iyileştirmeyi, kendi kendine tedaviyi, çeşitli durumlarda insülin dozlarını ayarlayabilmeyi, diyabet komplikasyonlarından korunmayı, sosyal yaşamda kendine güvenli ve katılımcı olmayı, yeni arkadaşlıklar kurmayı, neşeli ve rahat olmayı öğretmek için hep birlikte çalışırız. Kampa giderken arkadaşlarımız birbirlerine ‘iyi tatiller’ dilerler oysa kamptaki herkes çok çalışır ve iliklerine kadar yorulur. Ama bu insanı iyileştiren bir yorgunluktur; yani hemen herkes çocuklarla ancak yaşayanların bilebileceği eşsiz bir sevgi, dayanışma, özveri, arkadaşlık, iyimserlik ve yaşama sevinci deneyimi yaşar. Hepimiz çocuklarla birlikte değişiriz, günler geçtikçe içimizdeki koyulaşmayı hissederiz ve içimizden yeni bir insan çıkarma duygusunu, daha çok insan olma halini yaşarız. Kampa gelmeden önce birçok diyabetlinin en büyük sorunu ailesinden ilk kez ayrılıyor olmasıdır. Diyabeti olmasa bile aileden ayrılıyor olmak ve aslında kendi ayakları üzerinde durma kaygısını giderebilmesi açısından önemli bir tecrübedir. Çocukların diyabetleriyle birlikte tek başına ayakta kalabileceklerini görmek, bunları değerlendirmek önemlidir. Buraya geldikten sonra aslında bunu başardıklarını görünce daha güçlü bir şekilde kamptan ayrılıyorlar. Bu duyguları Bursa’dan kampa katılan Özge son kampımızda bize şöyle anlatmıştı:
“Bu üçüncü katılışım. İlk katıldığımda ailemden ilk kez ayrı kaldığım için zorlanmıştım. Sürekli ailemi özlüyordum, onları arıyordum, kısacası biraz ana kuzusuydum diyebilirim. İkinci gelişimde daha iyiydim. Ailemden kopabildim nihayet. Bu üçüncü gelişim. Benim gibi arkadaşlarım olduğu için kamp hoşuma gidiyor. Buradaki eğitimler de işe yarıyor. Mesela, ben karbonhidrat sayımını bilmiyordum burada onu öğrendim. İğne yapılış tarzlarını öğrendim. Mesela, daha önce göbeğimden yapamıyordum. Eğitimler çok işe yarıyor.”

Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şükrü Hatun:
“Diyabetli çocukların en az bir kez diyabet kamplarına katılmaları sağlanmalıdır. Diyabetli çocuklar kamplar sayesinde yalnız olmadıklarını, diyabetin üzüntü kaynağı olmadığını, ailelerinden uzakta kendi kendilerine yaşayabileceklerini deneyimleri ile görürler ve evlerine değişmiş olarak dönerler. Kamplarda eğitim ve arkadaşlık kadar eğlence ve spor da vardır.”

simdi-kamp-zamani-5

Katılamayanlar için belgesel film çalışması
“Geçen yıl kamplarda oluşan duyguları ve çocukların diyabetle arkadaş olma deneyimlerinden bir belgesel film yaptık.” diyen Prof. Dr. Şükrü Hatun diyabetle barışık yaşamayı anlatan bu filmi şöyle anlatıyor: “Arkadaşım Diyabet adını taşıyan bu belgesel, İznik ve Diyarbakır diyabetli çocuk kamplarında çekilen görüntülerden oluşuyor, kamplardaki çocukların yaşamının yanı sıra esas olarak diyabetle barışık yaşamayı anlatıyor. Çocuklardaki diyabet toplumda daha az biliniyor ve bu nedenle de çocuklar gündelik yaşamlarında zorluklar çekiyorlar. Bu belgesel diyabetli çocukların toplum, öğretmenler ve sağlık ekibi tarafından daha iyi anlaşılmasını amaçlıyor. Belgeselin ana aktörlerinden birisi kendisi de Tip 1 diyabetli olan Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrin Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuzhan Deyneli. Belgesel onun hayatı ile çocukların hayatını birlikte anlatıyor. Belgesele video paylaşım sitesine ‘Arkadaşım Diyabet’ yazarak ulaşabilirsiniz. Diyabetli çocuklar ve ailelerinin, kendilerinin izlendikleri merkezlere başvurarak ülkemizin çeşitli bölgelerinde yapılan bu kamplara katılma konusunda girişimde bulunmaları gerekmektedir. Bölgedeki koşullar nedeniyle bu yıl Diyarbakır Diyabetli Çocuklar Kampı’nı yapamıyoruz ama İznik’te ortak kamp yapacağız ve detayları bellidir. ”

simdi-kamp-zamani-6HEMŞİRE GÖZÜYLE…
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Endokrinoloji Bilim Dalı Diyabet Hemşiresi Dr. Selda Çelik:
“Kamp süreci çok yorucu ve tempolu olsa da, çocukların gözündeki o ışıltıyı ve mutluluğu görmek, diyabet yönetimleri ile ilgili olumlu gelişmeleri izlemek için bu tatlı yorgunluğa her zaman değer.”
“Hayatımda ilk kez 1996 yılında, Türkiye Diyabet Vakfı tarafından düzenlenen diyabet kampına Kıbrıs Lapta’da katıldım. Sadece ben değil bütün ekip için bu kamp ilkti ve bu nedenle hepimiz oldukça heyecanlıydık. Değişik yaş gruplarından bir grup diyabetli çocuk ve genç, 1 hafta boyunca gece ve gündüz birlikte olacaktık. Günler öncesinden ekip olarak hazırlıklara başladık. Kampta kullanılacak bütün malzemeler, isim listeleri gibi her şeyi eksiksiz tamamladık. Çok dikkatli ve tedbirli olmalıydık çünkü büyük bir sorumluluk almıştık. O yıl ilk kampımızı çocuklarla keyifli, heyecanlı, oldukça yorgun ve başarılı bir şekilde tamamladık, sonrasında kamplarımız devam etti ve halen devam ediyor. Kamplar; çocukların aralarında deneyimlerini paylaşarak kendilerini daha iyi hissetmelerini, kendi kendine diyabet bakımı konusunda daha güvenli sorumlu ve becerikli hale gelmelerini, sosyal ve fiziksel aktivitelere katılarak yetenekleri ile özgüvenlerini artırmalarını, moral, çöküntü anksiyetelerinin azalmasını, gelecek konusunda daha pozitif olmalarını sağlar. Diyabetin sadece kendilerinde olmadığını ve bu konuda yalnız olmadıklarını hissederler. Aslında çocuklar sadece diyabeti öğrenmek değil diyabeti uzmanlar eşliğinde öğrenirken eğlenme, oynama ve keyifli vakit geçirme fırsatı yakalarlar. Yani uzmanlar eşliğinde ve güvende hem eğlenir hem de öğrenirler. Kamplar ayrıca çocukların ailelerine diyabet rutininden uzaklaşarak dinlenme fırsatı verir. Çünkü aileler çocukların diyabet ekibi yanında güvende olduğunu bilirler ve aslında 1 hafta onlar da tatil yaparlar. Bu süreçte çocuklar aileden ayrı tek başına yaşamaya alışırlar. Kampta görevli bir hemşire iseniz her zaman dikkatli ve gözü açık olmalısınız. Acil çantanız her zaman hazır olmalıdır. Çocukları hem eğitmeli hem de dikkatli takip etmelisiniz. Onlarla dostça ilişki kurmak, aktiviteleri birlikte yapmak ve onların güvenini sağlamak son derece önemlidir. Kamp süreci çok yorucu ve tempolu olsa da, çocukların gözündeki o ışıltıyı ve mutluluğu görmek, diyabet yönetimleri ile ilgili olumlu gelişmeleri izlemek bu tatlı yorgunluğa her zaman değer. Partilerimiz, yarışlarımız, eğitim programlarımız, spor aktivitelerimiz, doğa gezilerimiz kampa ayrı bir tat verir.”

simdi-kamp-zamani-7Arkadaşım dİyabet Kampı İznikte
Diyabetli Çocuklar Vakfı tarafından bu yıl 17-23 Temmuz 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan Arkadaşım Diyabet Kampı’nın adresi DSİ İznik Eğitim Tesisleri. Bu yıl kampa Kocaeli, Marmara ve Uludağ Üniversitelerinin Tıp Fakülteleri Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bilim Dalları ile Afyon Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İstanbul Zeynep Kamil Kadın-Doğum ve Çocuk Hastanesi, Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul Süleymaniye Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi katılıyor. Çocuklar yaşlarına ve eğitim durumlarına göre iki gruba ayrılıyor; bir grup ders yaparken diğerleri 4 grup halinde açık havada grup çalışması yapıyor. Eğitim saatleri dışındaki zamanlarda yüzme başta olmak üzere çeşitli spor, eğlence ve sanat aktiviteleri düzenleniyor. Kampta 2 öğretim üyesinin sorumluluğunda çocuk hekimleri, diyetisyenler, diyabet hemşireleri, psikologlar ve aktivite liderlerinden oluşan bir ekip görev yapıyor. Ayrıca deneyimli diyabetli ağabey ve ablalar grup lideri olarak kampta önemli bir rol oynuyor.

simdi-kamp-zamani-8TÜRK DİYABET CEMİYETİ KAMPI ÇANAKKALE’DE
Türk Diyabet Cemiyeti tarafından bu yıl 18-26 Haziran 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi planlanan 51. Diyabet Yaz Kampı’nın adresi Eceabat Çanakkale. Her yaştan Tip 1 ve Tip 2 diyabetlinin beklendiği kampın sloganı ‘Eğlenirken Öğrenelim, Diyabetimizi Daha İyi Yönetelim’. Türk Diyabet Cemiyeti diyabetlileri bakım ve kontrol kavramlarını öğrenecekleri, tedaviye uyumlarını arttıracakları, bilgi ve deneyimlerini paylaşacakları, karşılaştıracakları, özellikle çocuk yaştaki diyabetlilerin ailelerinden uzakta özgüvenlerini artıracakları, uzman diyetisyen gözetiminde hazırlanan öğünlerle sağlıklı beslenecekleri, öğün planlamasını öğrenecekleri, kamp boyunca hekim, uzman diyetisyen, hemşire ve laborant gözetiminde olacakları ve dinlenecekleri rahat bir tatil ortamına davet ediyor.

simdi-kamp-zamani-9KATILIMCIGÖZÜYLE…
Gamze Kendüzler Büyüker: “Birçok ablam, ağabeyim, dostum, kardeşim oldu. Ama esas olarak diyabetim bana hayatımın aşkını, biricik eşimi kazandırdı. Artık daha güçlüydüm, diyabetim sanki daha da anlam kazandı benim için.”
“Tip 1 Diyabet ile 11 yaşımdayken tanıştım. Aşırı derecede yorgundum, her geçen gün kilo kaybediyor ve sürekli susuyordum. O zamanlar bu durum bize yanlış gibi gelmiyordu ta ki şeker komasına girene kadar! Fakat ne zaman geri dönüp baksam, nasıl anlayamamışız diyorum. Artık ben de adını babaannemden duyduğum şeker hastası olmuştum. Kabullenmek zaman alsa da doktorum hayatımı normal, sağlıklı bir birey gibi sürdürebileceğimi söylemişti. Bu durum benim içimi rahatlatsa da doktorumun yanından ayrılırken elimdeki insülinler, şeker ölçüm cihazı ve her gün şeker ölçüm değerlerimi yazmam gerektiği gerçeğini değiştirmiyordu. Diyabeti başta inkar etsem de, inkar etmek hastalığımın yok olmasını sağlamadı. Neyse ki ben de o şanslı diyabetlilerdendim. 1 yıl bile geçmeden hemen insülin pompası kullanmaya başlamıştım. Bir süre sonra herkes küçük yaşta olsam da diyabetimle ne kadar güzel mücadele ettiğimi söylüyordu. 4 ya da 5 yıl hiç sorun yaşamadım diyebilirim.

simdi-kamp-zamani-10

Sonra birden işler değişti. Ergenlik zamanlarımda kendime dikkat etmemeye başladım. Kan değerlerimi ölçmemeye, insülinlerimi unutmaya ve aileme bu konuda yalan söylemeye başlamıştım. Şimdi kendime o kadar kızıyorum ki. Neyse ki bu çok uzun sürmedi, ailem bunu fark edince diyabet hastalarının olduğu toplantılara katıldık. Her konuda olduğu gibi diyabetle yaşamda da en önemli şey eğitim. O eğitimlerde yalnız olmadığımı ve benim gibi birçok kişi olduğunu gördüm. Her şey orada başladı. Türkiye Diyabet Vakfı Ankara Şubesi’nin düzenlemiş olduğu bütün etkinliklere katıldım, orada birçok arkadaş edindim. Yemek, spor, yaşam tarzı derken kendimi gerçekten değişmeye zorladığımı fark ettim. İlk olarak 2009 yılında Türkiye Diyabet Vakfı’nın düzenlemiş olduğu İzmir Urla Kampı’na gittim. Ailem böyle bir şey teklif ettiğinde “Hayır, ben asla kamplara gitmem.” demiştim çünkü kamp deyince korkmuştum.Nereden bilebilirdim ki zorla gittiğim o kampın sonraki tarihlerini iple çekeceğimi. Daha sonraki kamplarda sorumlu abla oldum ve gençliğimin belki de en güzel ve en özel zamanlarını orada yaşadım. Sonra babamın tayini çıktı ve İzmir’e yerleştik diye çok üzülmüştüm.

Ama zamanla uzakta olmanın hiçbir şeye engel olmadığını öğrendim. Diyabet size ne kazandırdı derseniz birçok ablam, ağabeyim, dostum, kardeşim oldu. Esas olarak diyabetim bana hayatımın aşkını, biricik eşimi kazandırdı. Artık daha güçlüydüm, diyabetim sanki daha da anlam kazandı benim için. Size ufak bir tavsiyem, yeni insanlarla tanışma ve kendinizi onlara açma konusunda daha cesaretli olun. Hangi yöntemi denerseniz deneyin asıl olay diyet yapmak değil yaşam tarzı değişikliğidir. Sizler de kendi kendinizin bilim adamı olun ve size neyin iyi geldiğini bıkmadan, pes etmeden deneyerek öğrenin. Kısacası “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır” sözü benim için tamamen anlamına ulaşmıştır.”

simdi-kamp-zamani-11

1 GÜNLÜK KAMP PROGRAMI ÖRNEĞİ
07.00: Kalkış
07.30-08.00: Kan şekeri ölçümü ve insülin uygulaması
(İnsülin uygulamalarını hemşire gözetiminde diyabetliler kendileri yapıyor. Özellikle kullanılmayan bölgeye uygulama kamplarda başlatılıyor.)
08.00-08.30: Kahvaltı
09.00-10.00: Serbest zaman
10.00-10.30: Egzersiz veya grup oyunları
10.30-12.00: Yüzme
12.00-12.30: Kan şekeri ölçümü ve insülin uygulaması
12.30-13.30: Öğle yemeği
13.30-14.00: Dinlenme
14.00-15.30: Eğitim
15.30-16.30: Hobi (Takı yapma, resim, müzik aleti çalma gibi)
16.30-18.00: Yüzme veya ilgilenilen başka bir spor
18.00-19.00: Kan şekeri ölçümü ve insülin uygulaması
19.00-20.00: Yemek
20.00-22.00: Eğlence, dans
22.00-22.30: Kan şekeri ölçümü ve insülin uygulaması
22.30: Yatış


Diabetic Living İlkbahar/Yaz 2016

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.