Hobiler Edinerek DİYABET Yönetiminize Güç Katın!

Özel zevklerinize zaman ayırarak, sanatsal aktivitelere katılarak veya hobiler edinerek diyabeti daha güçlü bir şekilde yönetebilirsiniz.

Diyabetlilerde görülen duygusal tepkiler ve uyum güçlükleri sosyal yaşamı olumsuz yönde etkileyebiliyor. Oysa bu durumla konforlu bir şekilde yaşamak ve keyifle yapılan aktiviteleri de sorunsuz bir şekilde sürdürmek mümkün.

Ruhsal sorunlar diyabeti tetikleyebilir

Diyabetin, kişinin fizyolojik yapısında birtakım değişikliklere neden olmakla birlikte, ruhsal denge ve uyumunda da bazı sorunlara yol açabildiğini belirten Memorial Şişli Hastanesi Psikiyatri Bölümü Uz. Dr. Cennet Yıldırım; “Özellikle hasta kişideki kaygı, stres, toplumsal ve sosyal desteğin yetersiz olması diyabet üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir. Aynı şekilde ağır strese maruziyet diyabete yatkınlığı olan kişilerde hastalığın ortaya çıkmasına da yol açabilmektedir. Hatta bazı araştırmalar diyabetin ortaya çıkmasını sağlayan faktörler arasında; yas, travma gibi ruhsal zorlanmaya neden olan yaşam olaylarının da yer aldığını göstermektedir. Diyabetli hastalarda duygusal tepkiler ve uyum güçlükleri sıklıkla görülmektedir. Hastalık belirtileri, komplikasyonlar ve uygulanan tedavilerin yarattığı doğal sıkıntı ile birlikte, geleceğe yönelik endişe, yeterliliğini kaybedeceği ve başkalarına bağımlı hale gelebileceği korkuları, beden görünümünün bozulacağına ilişkin kaygılar hastanın fiziksel, bilişsel ve duygusal işlevlerini ve sosyal yaşamını olumsuz etkileyebilmektedir.” diyor.

Stres ve kaygı kan şekerini yükseltebilir

Diyabet tanısı sebebiyle demoralize olan hastalar, beslenme, tedavi yönetimi ve fiziksel aktivitelere uyum konusunda güçlük çekebiliyorlar. “Ruhsal durumdaki olumsuz değişiklikler stres hormonlarını arttırarak kan şekeri düzeylerinde dengesizlik ve insülin etkisinde azalmaya neden olabilirler. Sonuç olarak tedaviye rağmen, kan şekeri düzenlenmeyen hastalarda stres ve kaygı önemli bir etkendir.” diyen Yıldırım diyabetlilerde psikiyatrik hastalıklara yatkınlığın daha fazla olduğunu vurguluyor: “Diyabet tanısı alan kişilerde psikiyatrik hastalıklara yatkınlık daha yüksek oranda görülmektedir. Hafif ruhsal sorunlar daha sık görülmekle birlikte, uyum bozukluğu listenin en üst sırasında yer almaktadır. Tedavi gerektirecek psikiyatrik sorunlara bakıldığında ise her 5 diyabet tanılı hastanın birinde bu durum saptanmaktadır. Yapılan çalışmalar özellikle depresyonun diyabet hastalarında normal popülasyona göre 2-3 kat daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Diyabet hastalarında bir diğer dikkat edilmesi gereken sorun kaygıdır. Kendine yetememe, bağımsız olamama, organlarında hasar olacağı, çevrenin ve ailenin desteğinin kaybolacağı gibi kaygılar sık görülmektedir. Ancak bozukluk düzeyinde olan ile normal duygusal yanıtı birbirinden ayırmak gerekir. Diyabetik hastalarda yapılması gereken, psikiyatrik bozukluklar oluşmadan önleyici tedbirler almaktır. Ayrıca hastalığı odak noktasından kaldırıp, yaşam alışkanlıklarından birtakım değişikliklere gitmenin de önemli ölçüde faydası olacaktır.”

DİYABETİ ODAK NOKTANIZDAN KALDIRIN!

Kendinizi iyi tanıdığınızdan emin olun. Etkilendiğiniz stres yapıcı olayları saptayın ve bunlara nasıl yanıt vermeniz gerektiğinin farkında olun.

Stres yapıcı olayların tamamından uzak durmaya büyük özen gösterin.

Stresten tamamen uzaklaşmak mümkün olmasa da özellikle diyabete bağlı oluşabilecek ancak henüz oluşmamış komplikasyonlardan dolayı kaygı duyuyorsanız uygun başa çıkma yöntemleri geliştirin.

Çevreniz ile iyi ilişkiler kurarak, kendinize yakın gördüğünüz kişilerden destek alın.

Keyif verici aktivitelere dahil olarak odak noktanızı değiştirin.

Bir hobi edinin, kısa süreli bir seyahate çıkmak ya da gün içerisinde açık havada yürüyüş yapmak bile size iyi gelecektir.

Sinema, tiyatro veya arkadaş toplantıları gibi sizi sosyalleştirecek aktiviteler, kısa süreli de olsa zihninizi olumsuz, kaygı yaratan düşüncelerden uzaklaştıracaktır.

Bütün bu alınan önlemlere rağmen, diyabete uyum sağlamakta güçlük çektiğiniz durumlarda psikiyatrik yardım almanız uygun olur. Terapi desteği ve gerekli hallerde ilaç tedavisi, bu süreçte mevcut stres faktörleri ile baş etmenizi kolaylaştırır.


MİNE ÖZKIRIŞ, 43 YAŞINDA, TİP 1 DİYABETLİ

PEK ÇOK HOBİSİ VAR…

“Takı tasarımı yaparken kullandığım hamura bir şey ile şekil vermem gerekiyordu. Bunun için, kullandığım insülin pompa setinin iğne koruyucu eski bir başlığından faydalandım. “

hobiler-edinerek-diyabet-2“Hobilerimiz, günlük hayatımızın koşuşturmasında, nefes almamıza yardımcı olan, ruhumuzu besleyen, bizi mutlu eden, belki de kazanç sağlayacağımız yepyeni bir iş alanı olmasına vesile olan uğraşlarımız. Kimisi çalışırken hobi edinir, kiminin de hep aklında olup emeklilik hayallerini süsler. Ben emeklilik sonrasına bırakmayanlardanım. Tabii bu noktada hayata teşekkür etmeliyim ki önce bana bu hobilerimi sevdirdi ve sonrasında onları erken yaşlarda yapmam için karşıma fırsatlar çıkardı. İlkokulda verilen edebiyat ödevleri ile tanıştım şiirle ve şairlerle. Ortaokul öğretmenimin şiir okumasına hayrandım. Ödevler harici ilk okuduğum Şair Orhan Veli Kanık’tı. Ve ilk o yıllarda yazmaya başladım acemi dizelerimi. Bakırköylüler Derneği’nin şiir toplantılarını öğrendikten sonra bu etkinliğin müdavimi oldum. Tanınmış şairlerden konuşmak onların dizelerini okumak gerekse kendi yazdıklarımızı paylaşmak beni şiire doyuruyordu. Sonra bir gün dediler ki, “Mine, Bakırköylüler Derneği’nde fotoğrafçılık kursumuz da var”. İkinci el bir fotoğraf makinası alarak takıldım peşlerine. Siyah-beyaz fotoğraflar çektim, karanlık odada baskı aldım. Fotoğraflarıma şiirler yazdım. Böylece iki hobimi birleştirmiş oldum. Çalışma hayatında iş arkadaşım profesyonel bowling oyuncusuydu. O güne kadar sadece diyabetli arkadaşlarımla eğlenmek için gittiğim ama çok sevdiğim bowling sporuna, onun sayesinde daha profesyonel eğilme kararı aldım. Milli takım antrenöründen ders aldım. Şu an Rumeli Bowling Spor Kulübü’nde lisanslı bowling oyuncusuyum. Birçok insan gibi gezmeyi ben de seviyorum. Tarihe ve arkeolojiye meraklıyım. Gezdiğim birçok şehrin doğası enerjimi tazelerken, içinde barındırdığı antik kentleri, tarihi dokusu, beni alıp geçmişe götürüyor. Tabii gezerken de bol bol fotoğraf çekiyorum. Özellikle tarihi eserler ilham kaynağım olabiliyor.

Gittiğim şehirlerde hangi yemekler meşhurdur onları öğreniyorum. 2014’ün son günlerinde ise, 2015’te yaşayacağım yeni hobim ile tanıştım. Japonların icat ettiği bir malzeme ile takı tasarımı. Öğrenim hayatımda aldığım resim ve stilistlik derslerindeki bilgilerimi kullanarak takılar tasarlamaya ve bu yeni teknikle yapmaya başladım. Metal kili denilen bu malzememiz oyun hamuru gibi. Türkiye’de bakır ve bronz olarak iki çeşidi mevcut. Hamuru yoğurup tasarımınıza göre şekil verip, kurutma işlemini uyguluyorsunuz. Kuruduktan sonra tesviye işlemini yapıyor ve hamurunuzun pişirme ısı ve süresine göre özel bir fırında pişiriyorsunuz. Hamurunuz fırından metale dönüşmüş olarak çıkıyor. Takınıza tesviye ve cila işlemi yapıp, montaj aşamasından sonra hazır hale getiriyorsunuz. Bu vesile ile alanında değerli ustalarla tanıştım. Sadece takı değil farklı objeler de yapabilirim düşüncesinden yola çıkarak bir çeşme tasarladım. İstanbul’daki çeşme ve tarihi yapılardan esinlendim. Çeşmenin ana formunu Beylerbeyi Camii şadırvan kapısından aldım. Kitabesinde Osmanlıca “Ab-ı Hayat” yazıyor, hayat veren su anlamında. Kitabenin hemen altına ise, Osmanlı’da Lale Dönemi çeşme mimarisinde sıkça kullanılan istiridye kabuğu motifini yerleştirdim. Çeşme lülesi yani suyun aktığı yeri yaparken, kullandığım hamura bir kalıp veya buna benzer bir şey ile şekil vermem gerekiyordu. Bunun için de, kullandığım insülin pompa setinin iğne koruyucu eski bir başlığından faydalandım. Bu takı tekniği ile uğraşırken algıda seçiciliğiniz artıyor ve etrafınızda sıradan bir obje gibi gözüken her şeye, takı yaparken bana yardımcı olacak bir parça olarak bakmaya başlıyorsunuz. Çeşmenin lülesini de hiç akla gelmeyecek bu parça ile şekil vererek kolayca yaptım. Diyabetim yine bana kazandırmıştı. Yaptığım bu çeşme ile 31 Temmuz 2016’da metal killeri kullanarak tasarım yapanlar arasında Metal Clay Europe’un düzenlediği uluslararası bir yarışmaya katıldım. Yaklaşık 120 katılımcının olduğu yarışmada ilk 10’a girdim. Ben, herkese özellikle diyabetli dostlarıma bir hobi ile uğraşmalarını öneririm. Ben de yetenek yok diye düşünmeyin, mutlaka sevdiğiniz, yapabileceğiniz bir uğraş vardır. Hayatın stresinden kurtulmanıza yardımcı olacağı gibi, stresten diyabetinizin etkilenmesini önleyecektir. Çok profesyonel olarak yapmaya gerek yok, yeter ki yapabildiğimizin en iyisini yapmaya çalışalım. Amatör ruhla, severek ve isteyerek. Hobiniz bol olsun.”

MELİS YENİCİ, 21 YAŞINDA, TİP 1 DİYABETLİ
FOTOĞRAF ÇEKİYOR…

“Fotoğraf beni gerçekten rahatlatan bir aktivite. İstediğim fotoğrafı çekmek için saatlerce yürüyorum. O fotoğrafı çekince mutlu oluyorum. Benim için hem spor hem de psikolojik bir terapi. “

hobiler-edinerek-diyabet-3“Şu an Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Fotoğraf Bölümü’nde 4. sınıf öğrencisiyim. Diyabetle tanışmam aslında yeni. Diyabeti bilen herkesin de tahmin edeceği gibi o dönemlerde çok su içmeye başlamıştım, su içtikten sonra hemen ağzım kuruyor tekrar içiyordum ama bir tuhaflık vardı. Daha önce bu kadar çok suyu bu kadar kısa süre içinde içtiğimde midem bulanırdı. Bu sefer olmuyordu ve ben şeker hastalığının sadece yaşlılarda olduğunu düşünen biriydim. Belirtileri ile ilgili hiçbir bilgim yoktu, fakat bu çok su içmeyle birlikte 1 haftada 4 kilo vermem üzerine ve geceleri tuvalete kalkmaktan uyuyamamamdan ötürü internete bende olan belirtileri sırasıyla yazdığımda “Bunu mu demek istediniz? Şeker hastalığı” diye çıkıyordu. Bir kaç hafta inanmadım. Ama son zamanlarda hayatım gerçekten zorlaşmıştı, yemek yiyip doymuyordum, sürekli tuvaletteydim kabus gibiydi her şey. Sonunda doktora gitmeye karar verdim bir kan-idrar testi ile açlık şekeri 280, Hba1c 10,9 ve keton +3’tü. Bunun üzerine doktor hemen insüline başlayıp seni hastaneye yatırmamız lazım dedi. Çok kızdım ve doktorun odasından çıktım. İnanmadım birkaç gün sonra şeker hastası olan bir tanıdığımızdan gün içinde cihazıyla kan şekerimi ölçmesini istedim. “O doktor yanıldı bakın şimdi hiçbir şey çıkmayacak.” diye de ekledim her seferinde. Cihazda tokluk şekerim 600’ün üzerindeydi. Bunun üzerine birkaç doktora gittim ve Tip 1 Diyabet olduğum kesinleşti. Bunu öğrendiğim ilk bir hafta gerek şeker değerlerimin henüz çok yüksek olması, düşmemesi gerek ömür boyu benimle olacak insülinler, stripler, iğne uçlarından dolayı kendimi hep hasta gibi hissettim. Kutu kutu ilaçlar, hastanenin verdiği şeker hastası kimlik kartı bana ağır gelmişti. Gelecekle ilgili kaygılarım çoğalmıştı. Ama benim diyabete alışmam kolay oldu. Takip ettiğim bloglar, benim gibi Tip 1 diyabetli diğer insanlarla kurduğum dostluklar, Ege Diyabetliler Derneği’ne üye oluşum beni çok çabuk kendime getirdi. Psikolojim diyabete yenilmedi ve onu ele geçirdim. Şu an da, günde 4 kez insülin kullanıyorum. Beklemediğim bir sonuç aldığım çok az oldu. Ama beklemediğim bir sonuç aldığım durumlarda da doktorumla telefon üzerinden bağlantı kuruyorum. Yediklerimi yazıyorum, kan şekeri ölçüm sonuçlarımı kaydediyorum. Böylece ne yersem, ne sonuç vereceğini biliyorum. Şekerimi bu şekilde kontrol altında tutuyorum. Diyabet hayatımın bir parçası artık. İnsülin kalemlerim, iğne uçlarım, ölçüm cihazım çantamın en güzel yerinde her daim benimle birlikteler. Fotoğrafla olan ilişkime gelecek olursak. Benim babam fotoğrafçı, bu yüzden de çocukluğumdan beri fotoğraf makinalarının, filmlerin içindeyim. Bireysel olarak 7 sene önce fotoğraf çekmeye başladım. 12. sınıfta güzel sanatların yetenek sınavına girmeye karar verdim ve sonuç olarak fotoğraf bölümüne ikincilikle girmeye hak kazandım. Hayatımda tek başıma kazandığım ilk başarımdı. Bu benim hayatımın geri kalanını yönlendirmeme sebep oldu. Fotoğrafın her alanında çalıştım, staj yaptım diyebilirim. Fotoğraf beni gerçekten rahatlatan bir aktivite. İstediğim fotoğrafı çekmek için saatlerce yürüyorum. O fotoğrafı çekince mutlu oluyorum. Benim için hem spor oluyor hem de psikolojik bir terapi. Fotoğraf çekmek için dışarı çıkacağım zamanlarda annem yanıma hep küp şekerlerimi koyar, her seferinde de “Unutma onları!” der. Bunun dışında fotoğraf beni zorlayan bir hobi değil zaten. Yemek yedikten sonra çıkıyorum dışarı. Sadece çok yürüdüğüm ve enerji sarfettiğim için “Şekerim düşer mi?” diye düşünüyoruz bazen. Ama böyle bir şey hiç yaşamadım. Fotoğrafı hem iş olarak yapıyorum hem de hobi. Profesyonel bir şekilde doğum, hamile, bebek, yenidoğan ve aile fotoğrafları çekiyorum. https:// www.instagram.com/beyaz.kare hesabımdan çalışmalarımı paylaşıyorum. Girdiğim doğumlar saatleri belli olan sezaryen doğumlar oluyor bu yüzden doğum sırasında fotoğraf çekerken şekerimi etkileyen bir durum olmadı bugüne kadar. Fotoğrafla ilgili hep büyük hayallerim var şu anda bir arkadaşımla bu işleri yürütüyoruz ve ben daha fazla kişiye ulaşmak daha çok fotoğraf çekmek, hep daha iyisini yapmak istiyorum. Yaptığım dış çekimlerde de hep doğayı tercih ediyorum, yeşillik ve oksijen insana huzur veriyor.

hobiler-edinerek-diyabet-4Şu anki ilk hayalim Türkiye’de gidebildiğim doğa harikalarının hepsinde fotoğraf çekmek. İzmir’deyim şu an, İzmir’in güzel doğasıyla çalışıyorum sürekli. Fotoğraf çekmenin yanında bisiklet sürmeyi çok seviyorum, çok fazla vakit ayıramasam da bisiklet sürmek gezmeyi sevdiğim için beni çok mutlu eden bir aktivite. Gönlümce istediğim her yeri gezebiliyorum gezerken de fotoğraf çekiyorum. Diyabet benim düzensiz hayatımı düzene sokan bir şey oldu, eğer ki bu istikrarımı devam ettirebilirsem gelecekte de hayatım düzenli olur. Diyabet sayesinde zaten çok sevdiğim yemek yapma aktivitesini de en ayrıntısına kadar düşünerek gerçekleştiriyorum artık. Gram gram hesaplayarak lezzetli ve sağlıklı yemekler denemek çok güzel. Benim 3 aya sığdırdığım kocaman hikayem bu kadar. Son olarak da en başlarda benim de yapmış olduğum gibi “Hastayım ben, hiçbir şey yapamam artık” diye düşünen diyabetliler, bu düşünce size kontrolsüz diyabetten daha çok zarar verecek olan bir şey emin olun. Diyabet, kontrolü sizin ellerinizde olan bir hormon eksikliğidir. Siz kendinize güvenip inandıktan sonra neden yapamayasınız?”.

GÖKHAN EREN, 31 YAŞINDA, TİP 1 DİYABETLİ
TÜPLÜ DALIŞ YAPIYOR…

“İlk iki denememde suyun altında sarf ettiğim efora bağlı olarak hipoglisemilerim oldu. Sonraki dalışlarımda aldığım insülin miktarını düşürerek bu sorunu kolayca atlattım. “

hobiler-edinerek-diyabet-5“Merhaba şeker kardeşlerim. Ben arkadaşım diyabet ile bundan 8 yıl önce askerlik görevimi yapmak üzere gittiğim Kıbrıs’ta tanıştım. Nasıl tanıştığımıza gelince ben de tüm Tip 1 diyabetli kardeşlerim gibi hızlı bir tanışıklık dönemi geçirdim. Belirtilerimin başladığı ilk günlerde ne asker arkadaşlarımı ne de komutanlarımı maalesef hasta olduğuma inandıramadım. Ve bunun sonucu olarak da ketoasidoz komasıyla hastaneye kaldırıldım, kendime geldiğimde doktorum (askerde doktorlar komutan oluyor) bana şeker hastası olduğumu ve bundan sonra kendime insülin yapmam gerektiğini söyledi. Benim ilk tepkim çok şükür demek oldu, doktorum dahil odadaki herkes bu durumu garipsemişti ben de durumu fark edince “Çok şükür artık neyim var biliyorum ve tedavisi de var” dedim. O zamanlar 23 yaşındaydım, şimdi 31’inci yaşımın içindeyim. 10 yılı aşkındır İstanbul’da yaşıyorum evli ve bir kız çocuğu babasıyım. O da çok şeker ama bizim bildiğimiz ‘şeker’lerden değil, o başka bir şeker. Özel bir medikal firmada terapi geliştirme uzmanı olarak görev yapmaktayım. Aradan geçen 8 yıla dönüp baktığımda zaman zaman çok zorlandığım ama her zorlandığımda yanımda olan dostlarım ‘şeker’ kardeşlerim oldu. Son 4 yılımı insülin pompası kullanarak geçiriyorum ve çok memnunum. Hepimizin her 3 ayda bir yolunu gözlediği, kimimizin hiç görmek istemediği, kimimizin ise merakla beklediği Hba1c değerim 7’nin üzerine hiç çıkmadı. Bunu nasıl başardığıma gelince her sabah kalktığımda güne sağlıkla uyandığıma şükretmek günümü ve beslenmemi bir diyabetli gibi yaşamaya borçluyum. Aslında tüm günümü çok yoğun bir tempoda dışarıda o hastaneden bu hastaneye koşuşturarak ve iş ortaklarımızla toplantılar yaparak geçirmekteyim. Yoğun iş temposunun diyabetimin önüne geçmesine hiçbir zaman izin vermiyorum. Tüm bunların yanı sıra benim de sosyal zamanlarda uğraştığım birçok hobim var birçok diyorum çünkü gerçekten birçok. Ama bunlardan bir tanesi var ki o artık benim için bir tutkuya dönüşmüş durumda: En basit tabiriyle “tüplü dalış”. Bahsettiğim birçok hobim arasında her hafta futbol oynamak, vakit bulduğum zamanlarda fotoğraf çekmek ve doğada çadır kampı yapmak da var. Lakin dediğim gibi dalış benim için bir tutku. Bu tutkum diyabetimden önce vardı fakat bunun için hiç fırsatım olmadı, bunu ancak bu yıl gerçekleştirebildim. İlk başta eşimolmak üzere ailem ve yakın çevrem bunun diyabetim açısından doğru olmayacağı görüşündeydi fakat benim ısrarlı oluşum ve aynı zamanda kontrollü bir diyabetli oluşum onları ikna etmek için yeterli oldu. Eşim şu anda en büyük destekçim ve her dalış organizasyonunda yanımda gelerek benim her zaman olduğu gibi en yakın arkadaşım. Profesyonel olarak dalış yapmaya karar verdiğimde doktorlarım suyun metrelerce altında şekerimi nasıl dengeleyeceğim konusunda haklı endişelerini dile getirdiler. Ben de kendilerine birilerinin “Diyabetin aslında bir hastalık değil yaşam tarzıdır.” cümlesine hayat vermesi gerektiğini ve önümüzdeki karanlığı getiren o siyah perdeleri yırtarak önümüze aydınlıkla bakmamızı sağlaması gerçeğinden bahsettim. Sonrasında bu durumu nasıl yönetebileceğimizi oturup konuştuk. İlk iki denememde suyun altında sarf ettiğim efora bağlı olarak hipoglisemilerim oldu. Sonraki dalışlarımda aldığım insülin miktarını düşürerek bu sorunu kolayca atlattım.

hobiler-edinerek-diyabet-6Her dalış öncesi benimle beraber dalış yapan ekip arkadaşlarıma dalış öncesi kısa bir bilgilendirme yaparak suyun altında tepkilerimde bir değişiklik olduğunda hızlıca suyun üstüne çıkmam konusunda yardımcı olmalarını istedim, çok şükür şimdiye kadar yaptığım 17 dalış ve 25 metrede böyle bir sorunla karşılaşmadım. Bugüne kadar Saros İbrice Koyu, Seferihisar Sığacık, Ayvalık’ta dalışlarımı gerçekleştirdim fakat daha sırada Kaş, Çanakkale Kömür, İzmir Karaburun var. Ama asıl dalış yapmak istediğim yer dalışçıların Nirvana’sı olarak kabul edilen Sharm El Sheikh’de dalmak ve 4 yılın sonunda bu işin eğitimcisi olmak. Suyun altında beni bekleyen risklerden birisi de azot sarhoşluğu. Tüpte bulunan nitrojene bağlı olarak kas hareketlerinin yavaşlaması ve bir takım davranış bozukluklarının neticesinde gelişen bir durum. Bildiğiniz gibi hipoglisemide aynı belirtiler görülmekte, şimdilik temennim suyun altında şekerimizi ölçebilecek sistemlerin gelişmesi açıkçası diyabetlilerin hayatını kolaylaştıracak ve bizlere yaşamımızda esneklik sağlayacak teknolojilere daha çok ihtiyacımız var. Son zamanlarda bahsettiğim bu teknolojiler hızlıca hayatımıza girdi fakat gideceğimiz daha çok yol var. Son olarak diyabetik okurlarımıza naçizane tavsiyem, diyabetin bir hastalık olarak asla görülmemesi. Bizim dışardaki hiçbir bireyden farkımız yok. Aslında var evet, bizim yaşam tarzımız onlara rehber olmakta ve yaptığımız her sosyal aktivite onları şaşırtmakta. Uğraştığımız hobiler ve başardığımız işler diğer tüm bireyleri derinden etkilerken bizlere düşen hayatın tadını çıkarmak.”

MELİSA ALBAĞA, 17 YAŞINDA, TİP 1 DİYABETLİ
KARA KALEM ÇALIŞIYOR, BAĞLAMA ÇALIYOR

“Babam benim en çok resimlerimi sever, annem ise bağlamamı çaldığım zamanları çok sever. Ben ise hepsini çok severim. “

hobiler-edinerek-diyabet-7“Diyabetle 6 yaşında tanıştım. Tabii o zamanlar küçük olduğum için çoğu şeyi hatırlamıyorum. Fakat bildiğim tek bir şey varsa insülin vurmamak için çok inatlaşıyordum. Annemin dediğine göre bir hafta içinde 5 kg. vermişim, annem daha önceleri hep şüphelenmiş çünkü ağzımda çok kuruma varmış, ağzımdan keton aseton kokusu geliyor, çok idrara çıkıyor, aşırı su içiyormuşum. Uzun bir süre teşhis konulamadı. Bir gün komaya girdim. Hastanede 7 gün yoğun bakım ünitesinde kaldım. 21 gün de hastanenin büyük çocuk servisinde kaldım, orada diyabet hemşiremiz eğitim veriyordu. Ve en sonunda kesinleşmiş bir diyabet arkadaşımla tanıştım. Annem şeker hakkında her şeyi bilmesine rağmen, şeker tanısı konunca grip gibi geçecek diye düşünmüş. Ben de ilk öğrendiğim zaman diyabet konusunda bir şey bilmediğim için pek umursamadım. Ne de olsa küçük bir çocuğum. Ama o zamanlar bana gelen şekerleri, çikolataları yiyemediğim için diyabeti hiç sevmedim. Her gece ağlıyordum, gizli gizli şekerler yiyordum ve bu benim çok hoşuma gidiyordu, beni çok heyecanlandırıyordu. Ben diyabetimi 9 yıl boyunca hiç kabullenemedim. Bana diyabetimi kabul ettiren insan doktorum, canım ağabeyim Korcan Demir oldu. Onun sayesinde diyabeti sevdim, ilgilendim ve şu anki gibi arkadaşım ettim diyabetimi kendime. Şekerlerime dikkat ediyorum, her şeyi yiyorum ama tabii karbonhidrat sayarak ve artık diyabet beni değil ben diyabetimi yönetiyorum. Diyabetimi bütün arkadaşlarım bildiği için yanlarında rahat rahat pompamı çıkartıp, insülinimi ayarlıyorum. Ayrıca arkadaşlarım da artık diyabet nedir dediklerinde pek çok şey bilip cevap verebilir ve diyabet olan bir insana yardım edebilir durumdalar. Mayıs ayından beri pompa kullanıyorum ve çok mutluyum. hobiler-edinerek-diyabet-8Pompayı karbonhidrat sayıyorum diye rahat kullanabiliyorum ki zaten karbonhidrat sayamayan bir diyabetli kullanamaz. Fakat bir diyabetli ne olursa olsun bence karbonhidrat saymayı bilmeli. Şunu unutmayalım ki, diyabet engel değildir. Ben bilişim teknolojileri alanında okuyorum. Tiyatroyu, resim yapmayı çok severim hele hele kara kalem, sonra bağlama ve gitar çalmayı. Basketbol ve futbol oynamayı severim. Kitap okumayı, fotoğraf çekmeyi severim. Yüzmeyi, arkadaşlarımla bisiklet sürmeyi, doğaya çıkmayı, çadırda yatmayı severim. Bunları yaparken de diyabetimi yönetebildiğim için, diyabetimle iyi bir arkadaş olduğum için pek yorulmam. Her şeyin kendisine göre bazı zorlukları vardır ama önemli olan bu zorlukları başarabilmektir. Bana kalırsa hayatınız diyabetle zorlaşmaz daha da kolaylaşır elbette siz de biraz çabalarsanız. Pek çok başka hobim daha var. Yüzme hariç diğerlerinin hepsi diyabetimden sonra başladı. Birçok diyabetli abla, ağabey ve arkadaşlarla tanışa tanışa, böyle küçük küçük adımlar ata ata kocaman bir ailenin içinde olduğumu fark ettim ve onlarla beraber bu hobileri yapmaya başladım. Diyabetimin bazı şeylere engel olabileceğini ilk başlardadüşündüm. “İnsanlar ne der, nasıl karşılar?” diye. Fakat sonradan engel olmadığını anladım ve bunları seve seve yapmaya başladım.

hobiler-edinerek-diyabet-9

Beni tanımayan dışarıdan gören insanlardan bunları yapmamın sakıncalı olduğunu söyleyenler oldu ama annem ve babam hep arkamda oldu, hep destek verdiler bana. Şu anda yaptığım şeylerle gurur duyuyorum ve iyi ki yapmışım ve yapıyorum diyorum. Tabii ki benim de hatalarım oldu ama önemli olan o hataları affetmektir. Affettikten sonra da her zaman doğru yolu gösterdiler bana. Ben de onları üzmemek ve kırmamak için her zaman doğru yolda gitmeyi tercih ettim ve şunu anladım ki gerçekten doğru yoldayım. Babam benim en çok resimlerimi sever ve bayılarak benim çizdiğim resimleri izler. Annem ise bağlamamı çaldığım anı çok sever. Ben ise hepsini çok severim. Hobilerim sırasında şu ana kadar hiçbirinde büyük bir sorun yaşamadım fakat her zaman yanıma atıştırmalıklarımı, meyve suyumu, şekerimi, ilaçlarımı alırım. Hayalim çocuk endokrinoloji uzmanı olabilmek, benim yaşımda başlayan diyabeti olan çocuklara yardım etmek, onların korkmadığını görmek ve onları mutlu etmek. Diyabetle ilgili birçok araştırma yapılıyor, gelecekte diyabet dendiği zaman insanların korkarak bakmamasını, herkesin normal karşılamasını umuyorum. Ben biliyorum ki biz hasta değiliz, biz sağlıklı beslenen çok tatlı insanlarız. Diğer insanlardan tek farkımız pankreasımız çalışmıyor. Hayat her şeyle güzel, en güzeli de diyabetinizi kabul etmenizle olur. Bu hayata bir kere geliyoruz neden güzel yaşamayalım ki? Diyabetinizle arkadaş olursanız çok iyi anlaşırsınız. Benden size bir tavsiye diyabet kötü bir şey değil önemli olan onunla iyi anlaşmak ve arkadaş olmak.”

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.