Hayati Önem Taşıyan Ölçüm Cihazları ve Çubukları

Satın almada yaşanan sorunlar neler? Beklentiler ne yönde? Vakıf ve derneklerin çabaları sürüyor, uzmanlar uyarıyor!

Kan şekeri ölçümünün insülin tedavisinin önemli bir parçası olduğu hatta hayati bir önem taşıdığı çok iyi biliniyor. İnsülin yapılmadan önce kan şekerinin ölçülmesi ve insülin dozunun bu ölçüm değerine göre ayarlanması gerekiyor. Ölçüm cihazlarının ve çubuklarının güvenirliği işte bunun için çok büyük önem taşıyor. Daha önceleri kan şekeri ölçüm cihazları ve striplerini satın alan diyabetlilere geri ödeme desteği sağlayan Sosyal Güvenlik Kurumu yeni yapılan bazı düzenlemelerle bu uygulamada değişikliklere gitti ve diyabetliler artık cihazlar ve çubuklar için fark ödemeye başladı. Elbette burada söz konusu olan yüksek teknolojili cihaz getiren güvenilir firmaların cihaz veya çubuklarının satın alınmasında karşılaşılan fark ödemeleri. Bunun sonucunda ortaya çıkan tablo ise korkutucu zira son zamanlarda piyasaya sürülen Uzakdoğu kökenli ucuz ve kalitesiz cihazlar diyabetlilerin kan şekeri ölçümlerinde büyük hatalarla karşılaşmasına neden oluyor. Diabetic Living Dergisi olarak bu konunun hassasiyetine ve bu değişikliğin neden olabileceği çeşitli tehlikelere dikkat çekmek istiyoruz.

Derneklerin çalışmaları

Tip 1 diyabetlilerin yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli olan şeker ölçüm cihazlarına, striplerine ve insülin pompalarına dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ücretsiz sahip olabilmeleri amacıyla Türkiye çapında çeşitli çalışmalar yapan, dilekçeler toplayan dernek ve vakıfların çabaları halen sürüyor. Başkanı olduğu Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi’nde tüm diyabetliler adına başarılı çalışmalarını sürdüren ve kendisi de Tip 1 diyabetli olan Aşır Can Büyüker; şeker ölçüm cihazları, stripleri ve insülin pompalarının satın alınmasıyla ilgili yapılan mevzuat değişikliklerine ve son duruma ilişkin olarak dernek adına seslerini duyurmak istiyor: “ Biz Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi’nde yönetim olarak 5 kişiyiz. Derneğimizin amacı olarak diyabetlilere neler kazandırabiliriz diye sürekli uğraşıyoruz. Türkiye’de maalesef ki diyabetliler yeni teknolojiler olsun, hayati önem arz eden stripler ve insülin pompaları olsun, bunlara maddi anlamda çok para ödeyerek ulaşabiliyoruz. Yaz aylarında bir kampanya başlatmıştık. Türkiye çapında ‘Diyabet İçin Bir Dilekçe de Sen Yaz’ diye. Tüm Türkiye’den katılım inanılmaz güzel oldu. 6 klasör dilekçe topladık. Ancak geçtiğimiz yaz aylarında ülkemizde yaşanan durumlar nedeniyle bazı şeyler aksadı. Biz de Sosyal Güvenlik Kurumu’nun üst düzey yetkililerine hatta bakanlığa kadar ulaştık. Bize yardımcı oldular. Sözler verdiler fakat henüz bir sonuç alamadık. Çünkü zaman gerektiren işler istedik.”

Uzmanlar uyarıyor

“En önemlisi diyabet gibi kronik bir hastalıkta hastaları eğitmek ve kendi haklarının farkında olup kendilerini savunmalarını sağlamaktır.” diyen Türk Diyabet Cemiyeti Genel Sekreteri Prof. Dr. Zeynep Oşar Siva hastalarının bu konuda yaşadığı sıkıntıları şöyle özetliyor: “Şeker ölçümünü günde en az 3 defa yapması zorunlu olan hastalar için durum biraz daha kolay. Çünkü devlet günde 3 stribi ödüyor. Tip 2 diyabet olup da insülin kullananlar için durum daha zor. Devlet haftada 2 gün, günde 2 strip olmak üzere haftada 4 strip karşılıyor. Tip 2 diyabet olup da her insülin enjeksiyonundan önce şekerini ölçmesi gereken hastaların işi çok zor. Bir diğer problem de ödediği ölçüm cihazlarının niteliği. Normalde kan şekerini parmaktan ölçen cihazların, büyük laboratuvar cihazları ile arasında artı – eksi yüzde 15 gibi bir oynama olabilir. Çok daha fazla hata payı olan ve güvenilirliği düşük cihazların bulunduğunu, devlet tarafından bunların striplerinin ödendiğini biliyoruz. Bunlar daha ciddi problemlere yol açıyor. Hasta şekerine bakarak insülin dozunu ayarlıyor. Çok düşük ve çok yüksek değerlerle karşılaşabiliyor. Bir doktor olarak belirtmek istiyorum ki; hasta yaptığı insülin enjeksiyonu sayısı kadar şekerini ölçmek zorundadır. Aksi halde, gerek Tip 2 gerekse Tip 1’de şekeri kontrol etmek mümkün değildir. Hemoglobin a1c değeri yüksek olan ve hapla takip edilen şeker hastalarında da hem açlık hem de tokluk kan şekerleri ölçülüp yükseklik saptanmalı ve ona yönelik tedavi yapılmalıdır. Dolayısıyla şeker ölçümünde bizi ya da hastayı yanıltacak cihazların kullanılması veya strip yetersizliği işi çok güç hale sokar. Şuna dair birçok bilimsel kanıt vardır ki; ne kadar ölçüm yapılırsa, hemoglobin a1c o kadar düzgün gider ve hasta da komplikasyonlardan o kadar korunur. Yanlış ve çok uyumsuz sonuçlarla gelen, sonuçlar mükemmel gidiyormuş gibi görünen fakat ortalama şeker değerleri çok yüksek olan hastalarım oldu.

Değer uyumsuzlukları dikkatli bir göz olmadan fark edilmeyecek şekilde olan örneklerle karşılaştım. Her türlü yanlış ölçüm riskine karşı aynı anda birkaç cihazla ölçüm yapmak ve ona göre davranmak gerektiği gibi bir davranışı ben tavsiye etmiyorum. Doğru olan güvenilir bir cihazla, devletin ödediği striplerin üzerine bir miktar kendisi de karşılayarak, aynı gün farklı saatlerde parmaktan ölçülen kan şekeri değerlerinin karşılaştırılmasıdır. Hastaların ödeme sıkıntılarıyla ilgili cemiyet adına bir takım yazışmalarımız oldu ve bu konudaki hassasiyetimizi bildirdik. Bizden görüş istediklerinde de mutlaka görüş bildiriyoruz. Cihazların güvenilirliği konusunda özellikle çok hassas davranıyoruz ve uyarılarımız oluyor. Bu konuda bir adım atıldı. Standardize cihazların kullanımı konusunda bakanlık karar aldı. Fakat her zaman ileri ve geri adımlar olabilir. Bu yüzden bu konuda hep duyarlı olmak gereklidir. Ve en önemlisi diyabet gibi kronik bir hastalıkta hastaları eğitmek ve kendi haklarının farkında olup kendilerini savunmalarını sağlamak.”

“Tip 1 diyabetliler şeker ölçüm çubuklarına ücretsiz sahip olmak, hayati öneme sahip olan insülin pompalarına ekstra bir fark ödememek ve sürekli şeker ölçümü yapan cihazlar gibi yeni nesil teknolojik cihazlardan diğer Avrupa ülkelerindeki gibi ücretsiz faydalanmak istiyor. “

Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi
ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA HASTALIKLARI UZMANI DOÇ. DR.MAZHAR MÜSLÜM TUNA:

”Sağlık Bakanlığı bir merkez kurup yanlış olduğundan şüphelenilen cihazları gözden geçirmeli, yanlış sonuç veren cihazların lisansı iptal edilmelidir.”

“Önemli bir konuya değinmişsiniz, özünde oldukça teknik bir konu. Bizim için önemli olan konular cihazların ölçüm doğrulukları, kalibrasyonlarının düzenli aralıklarla yapılması, kullanım kolaylığı gibi faktörler. Öte yandan bu cihazlarla ilgili bir sıkıntı yaşandığında hastaların ulaşabilecekleri bir teknik servis ve danışma merkezi bulunması gerekiyor. Ancak birçok firmada bu imkanların olmadığı bir gerçek. Bu gibi nedenlerle bir hastada birkaç çeşit cihaz birlikte olabiliyor bu da maliyeti daha da arttırıyor. Özellikle insülin kullanan hastalarda insülin dozları çok büyük oranda sadece striple ölçülen kan şekeri düzeyine göre yapılıyor, bu nedenle cihazdan alınan yanlış ölümler aşırı yüksek veya yetersiz insülin tedavisine yol açabileceğinden önemli hatta hayati komplikasyonlara yol açabilme potansiyeli taşıyor. Bir takım cihazlar denetimden geçerken piyasaya aynı kalitede cihazlar sürülmeyebiliyor. Aynı durum ilaçlar için de geçerli. Ne yazık ki piyasalarda bulunan cihazlar onay aldıktan sonra denetlenmedikleri için sorunlar yaşanmakta. Çözüm olarak Sağlık Bakanlığı bir merkez kurup yanlış olduğundan şüphelenilen cihazları gözden geçirmeli, yanlış sonuç veren cihazların lisansı iptal edilmelidir.”

Parlamentoda masaya yatırıldı 17 Kasım 2016 tarihinde İstanbul’da düzenlenen; T.B.M.M. temsilcileri, parlamenterler, Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu temsilcileri ile diyabetli bireyler, diyabet tedavisinde görev alan sağlık ekipleri, meslek ve sivil toplum kuruluşlarının katıldığı 2016 Ulusal Diyabet Parlamentosu’nda diyabetli hastaların yaşamını ve geleceğini ilgilendiren önemli konular ele alındı. Diabetic Living Dergisi olarak izlediğimiz bu parlamentonun proje koordinatörü, Türkiye Diyabet Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Temel Yılmaz açılış konuşmasında şunları söyledi: “Diyabet 0 yaşla 90 yaş arasında her yaşta ortaya çıkabiliyor. Ortaya çıktığı zaman da insan hayatı boyunca sürüyor. Diyabetliler tıpkı bir iş yönetimi gibi, bir ev yönetimi gibi bu hastalığı yöneterek sürdürmek zorundalar. Bu parlamento vasıtasıyla sağlık hakkında karar vericilerle hastaları bir araya toplayarak sorunların çözümüne yönelik neler yapabiliriz diye konuşuyoruz.

Sağlık Bakanlığı’na ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na destekleri için çok teşekkür ediyoruz. İki konunun çözümü çok büyük önem taşıyor. Devlet bütçesine hiçbir zararı olmayan ancak hastalar açısından hayati önem taşıyan glikoz ölçüm çubukları konusu. Devlet şu anda glikoz ölçüm çubuğu pazarında, pazarın yüzde 70’ini işgal eden merdiven altı üretimle mücadele etmek zorunda. Teknik servisi olmayan hiçbir markaya ruhsat verilmemeli. 24 saat call center’ı olmayan hiçbir firmaya ruhsat verilmemeli. Şeker ölçüm cihazları hastalar için son derece kilit bir noktada. Medyada ölçüm aleti yanlış ölçtü, komaya girdi gibi haberleri çok duyuyoruz. Bu cihazların yüzde 70’i Uzak Doğu’dan geliyor. Öyle ki Uzak Doğu’dan geliyor ama geldiği ülkede bile adı yok. Örneğin Çin’den geliyor ama orda öyle bir alet yok. Önlem almak zorundayız. Hiçbir ülkede 120 tane glikoz ölçüm aleti üreten firma yok. Diğer önemli konu da şu ki; Tip 1 diyabet, diyabetin en agresif şekli. Tip 1 diyabetlilerin vücutlarında insülin hormonu yok, günde 5 veya 6 hatta 7 kez ölçüm yapıyorlar, yemeleri içmeleri sıkıntılı. Tip 1 diyabetli olmak zordur ve özel ihtimam gösterilmesi ve özel statüye alınması, işe girişlerindeki engellerin kaldırılması, bu kişilerin hayata kazandırılması gerekiyor. Pek çok alt konu var ama bu iki konu en önemlileridir.”

DİYABETLE YAŞAM DERNEĞİ ANKARA ŞUBE BAŞKANI
AŞIR CAN BÜYÜKER:

”Yaşadığımız sorunların en kısa zamanda çözüme kavuşturulması için konunun sonuna kadar takipçisi olacağız.”

“Değerli Tip 1 diyabetliler. Yaşamımızı sürdürebilmemiz için gerekli olan şeker ölçüm aletleri, stripleri ve insülin pompalarına ücretsiz sahip olmak amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’ndan Diyabetle Yaşam Derneği Ankara Şubesi olarak randevu talebinde bulunduk. Talebimiz olumlu karşılandı ve Sosyal Güvenlik Kurum Başkan Yardımcısı ile diyabetliler adına neler yapabiliriz diye mini bir diyabet toplantısı gerçekleştirdik. Gerçekleştirdiğimiz bu toplantıda gündeme gelen bazı konular hakkında bilgi vermek istiyorum.

Tip 1 diyabetliler olarak bizler ne istiyoruz?

Tip 1 diyabetliler çok şey istemiyor aslında. Tip 1 diyabetliler şeker ölçüm çubuklarına ücretsiz sahip olmak, hayati öneme sahip olan insülin pompalarına ekstra bir fark ödememek ve yeni nesil teknolojik cihazlardan (sürekli şeker ölçümü yapan cihazlar gibi) diğer Avrupa ülkelerindeki gibi ücretsiz faydalanmak istiyor. Kağıt üzerinde gayet kolay gibi gözükse de ülke bütçesine belli bir yük getirdiği kesin.

Sosyal Güvenlik Kurumu Tip 1 diyabetliler için ne diyor? Neler yapıyor?

Şeker Ölçüm Aletleri ve Stripleri: Sosyal Güvenlik Kurumu kan şekeri ölçüm cihazları için önceden geri ödeme desteği veriyordu. Diyabetli biri raporu ile birlikte eczanelerden hiçbir ücret ödemeden ya da küçük bir farkla şeker ölçüm cihazı alabiliyordu. Almış olduğu cihazı iki yılda bir değişim yapma hakkı vardı. Ancak artık bu hak maalesef yok. SGK bu desteği uygulamadan kaldırdı. Kan şekeri ölçüm çubukları yani stripler için ise maalesef ki fark ödüyoruz. Yeni yapılan değişiklik ile markası ne olursa olsun 50’lik 1 kutu strip için SGK 18 TL destek vermekte. Yani her strip için 0.36 TL geri ödeme desteği veriliyor. Kullandığımız şeker ölçüm aletinin stribi 18 TL’den fazlaysa aradaki farkı biz ödüyoruz. Örnek vermek gerekirse; eczane kaliteli bir stribin kutusunu 45 TL’den satıyor. Diyabetli birey strip almaya gittiğinde her kutu için 45-18=27 TL ödemek zorunda kalıyor. 9 Kutu alma hakkına sahip olan diyabetli bir bireyin 27×9=243 TL kendi cebinden her seferinde ödeme çıkıyor. Üstelik bu rakam markadan markaya değişiklik gösterebiliyor.

İnsülin Pompası ve Aparatları: Markası ne olursa olsun insülin pompasının 2.890 TL ya da 3.560 TL’si SGK tarafından ödenirken kalan kısım olan 2.110-1.500 TL hasta tarafından ödeniyor. İnsülin pompası raporunda ‘Hayati öneme haizdir.’ gibi yazılması gereken önemli detaylar yazmazsa geri ödeme tutarı 2.890 TL oluyor. Birkaç yıl öncesine kadar sensörlü insülin pompası, set ve rezervuarları SGK tarafından geri ödeniyordu. Ancak 2014 yılından bu yana ödenmiyor. 30 Ağustos 2014 tarihinde yayınlanan SUT (Sağlık Uygulama Tebliği) ile ödeme tamamıyla kaldırılmıştır. Ülkemizde insülin pompalarının set ve rezervuarlarının 3 aydan 3 aya 298.00 TL’si devlet (Sosyal Güvenlik Kurumu) tarafından ödenmekte, geri kalan kısmını 152.00 TL’sini başka markada bu bedel 450.00 TL’ye kadar yükselmekte (dolara endeksli olduğundan dolayı) hasta kendisi karşılamaktadır. SGK sensör geri ödemesine destek vermediği için Türkiye’de şu anda satılan sensörlerin perakende satış fiyatı neyse kişi kendi cebinden ödemek zorunda kalıyor.

Toplantıda görüştüğümüz konuların özeti bunlardı. Sosyal Güvenlik Kurumu yetkilileri mağduriyetlerimizin farkında olduklarını ve el birliği ile bu sorunların üstesinden geleceklerini söylediler. Biz de sivil toplum kuruluşları olarak yaşadığımız sorunların en kısa zamanda çözüme kavuşturulması için konunun sonuna kadar takipçisi olacağımızı söyleyerek bir sonraki toplantıya kadar umutlu bekleyişimize devam edeceğimizi söyledik. İnşallah en kısa zamanda Tip 1 diyabetlilerin sesi duyulur ve talep ettiğimiz şeyler gerçekleşir.”

KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ
TIP FAKÜLTESİ ENDOKRİNOLOJİ VE METABOLİZMA BİLİM DALI PROF. DR. İLHAN TARKUN:

”Piyasada sadece uluslararası kabul görmüş kalite kontrol standartlarına uygun cihazların satılmasına olanak tanımak ve geri ödeme kriterlerini bu cihazları kapsayacak şekilde düzenlemek sorunu çözecektir.”

“ Tip 1 diyabetli hastaların tümü ve Tip 2 diyabetli hastaların ise bir bölümü insülin dozlarını, günlük kan şekeri ölçümlerine göre ayarlamak zorundadır. Diyabet hastalarının evde kan şekeri ölçümleri yapmasının, hastalığın sorumluluğunun paylaşılmasını sağladığı ve glisemik kontrole katkı sağladığı gösterilmiştir. Özellikle Tip 1 diyabetli hastaların bazen kan şekerlerini günde 7-8 kez ölçmeleri gerekmektedir. İnsülin dozları bu kan şekeri ölçümlerine göre ayarlandığından dolayı, iyi bir glisemik kontrol ve en önemlisi hipoglisemiden kaçınmak için ölçülen düzeylerin güvenilir ve tutarlı olması şarttır. Bu da ancak güvenilir, gerekli sertifikasyon ve kalite kontrolünden geçmiş glukometre ve glikoz ölçüm çubukları ile mümkün olacaktır. Son yıllarda piyasada çok sayıda, genellikle Uzak Doğu kökenli glukometre bulunmaktadır. Bunlar SGK geri ödeme koşulları nedeniyle hastadan herhangi bir fark talep edilmeden eczaneler tarafından verilmekte, doğal olarak hasta tarafından da fark olmadığı için tercih edilmektedir. Özellikle Tip 1 diyabet hastalarında sık kan şekeri ölçümü nedeniyle özellikle şeker ölçüm çubuklarında ciddi bir ek maliyet çıkabilmektedir. Güvenirliliği şüpheli aletleri kullanan hastalarda kan şekeri regülasyonunun bozulduğuna zaman zaman da ciddi hipoglisemi ataklarına şahit olmaktayız. Glukometreler arasında kan şekeri ölçümlerinde kabul edilebilir fark yüzde 10-15 civarında olmalıdır. Bunun üzerinde oynamalar istenmeyen sonuçlara sebep olmaktadır. Hastaların mağduriyetini gidermek amacıyla piyasada sadece uluslararası kabul görmüş kalite kontrol standartlarına uygun cihazların satılmasına olanak tanımak ve geri ödeme kriterlerini bu cihazları kapsayacak şekilde düzenlemek sorunu çözecektir.”

Prof. Dr. Temel Yılmaz
“Mutlaka çözülmesi gereken iki konu var:
1) Glikoz ölçüm çubukları
2) Tip 1 diyabetlilerin işe girerken karşılaştıkları engeller”

Koruyucu hekimlik

Toplantıda ayrıca söz alan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen ise koruyucu hekimliğin önemine dikkat çekti: “Diyabetteki tedaviyi biz tıbbi beslenme, egzersiz ve farmakolojik tedavi diye ayırırsak tıbbi beslenme ve egzersiz gerçekten hastanın bizzat kendisinin direksiyona geçmesi gereken ve hastalığı kendisinin yönetmesi gereken bunun için de bu manada eğitim gerektiren bir durumdur. Tabii ki bazı ülkelerde bu eğitim farklı şekillerde verilebiliyor. Örneğin Hollanda’da sanıyorum emekli olmuş sağlık personellerinden faydalanılıyor. Emekli olmuş sağlık personellerini devlet bir şekilde istihdam ediyor ve bunlar diyabet hastalarının bulunduğu yerde eğitim veriyorlar. Stripler konusu da gerçekten çok önemli, cihazların standardize edilmesi gerekiyor ama bunların hepsinden daha önemlisi hastanın hastalığıyla ilgili bilgi sahibi olması ve eğitim alması. Yaşam tarzı olarak algılamak gerekiyor. Bunu algılarken de bu yaşam tarzında nasıl bir eğitime sahip olmamız gerektiği ile ilgili de bir donanıma sahip olmak gerekiyor. Ayrıca koruyucu hekimlik konusu da burda çok önemli. Gerçekten biz ne kadar diyabetle uğraşırsak uğraşalım hem ülkemizde hem dünyada diyabet gittikçe artıyor. Bu artış obeziteyle birlikte gerçekleşiyor. Hem farkındalığı artırmak için hem de önceden ötelemek veya engellemek mümkün olan bu hastalıklar için koruyucu hekimliğe de önem verilmeli.”

Sivil toplum örgütlerinin çabaları

Toplantıda konuşan Sosyal Güvenlik Kurumu Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Dr. Gazi Alataş bu konudaki çalışmalarından ötürü sivil toplum örgütlerine teşekkür etti: “Genel müdürlük olarak verdiğimiz destekten övgüyle bahsedildi ama bu konudaki desteği veren aslında biz değiliz, sivil toplum örgütleridir. Bizim yapmamız gereken işlevi sivil toplum örgütleri, vakıflar dernekler sayesinde biz daha doğru yapmaya çalışıyoruz. Biz SGK olarak konuya böyle bakıyoruz çünkü sivil toplum örgütleri kamunun atıl kalan yönlerini aydınlatan, hatta bazen bizimle mücadele ederek bize doğru yolu gösteren yapılar. Kişisel olarak ben bir sivil toplum örgütü gönüllüsüyüm. Sivil toplum örgütlerinin kamuyla böyle çalışması bizim her zaman desteklediğimiz ve sıcak baktığımız bir konudur.”

Tedaviden önce korunmaya ödeme

T.C. Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Obezite, Diyabet ve Metabolik Hastalıklar Daire Başkanı Doç. Dr. Nazan Yardım ise; Sağlık Bakanlığı olarak her türlü desteği vermeyi taahhüt ettiğini ve gönülden desteklediğini ifade ederek şunları söyledi: “Biz bakanlık olarak öncelikle korunmaya ödemeyi istiyoruz. Sadece tedaviye değil. Tam tersi devletin korunmaya da ödeme yapması gerektiğini öneriyoruz. Tabii ilgili kişiler tarafından ele alınacak, bu kararlar verilecektir. Biz bakanlık olarak bunu önerdiğimizi ifade etmek isterim. Diyabet yönetimi konusunda aile hekimleri ve hastanelerde hasta eğitimleri için, diyetisyenlerle karbonhidrat sayımı eğitimlerine başladık. Aile sağlığı hemşirelerimiz ve hastalar için danışmanlık dökümanları geliştirdik. Sağlıklı beslenme ya da diğer bir adıyla obeziteyle mücadele ve beraberinde gelen diyabetle mücadele çok zor bir konu elbette. Bizim çok başarıyla yürüttüğümüz tütün programından çok daha zor bir konu. Tütündeki kadar rahat bir kanun çıkaramıyoruz. Zorluğu da farklı paydaşları içerdiği içindir. Çok paydaşlı olduğu için sadece bizim bakanlığımızın yapabileceği şeyler değil. Lokomotif biziz ama dediğim gibi diğer kurumlara da çok iş düşüyor.”

Tip 1 diyabetli, 6 yaşındaki
Bedir Can’ın annesi Arzu Eren:

”Cihazlardaki fark yüzünden oğluma neredeyse yanlış tedavi yapacaktım.”

“Oğluma yaklaşık 2 yıl önce diyabet teşhisi kondu. Günde 3 kez insülin yapılması gerekiyor. Ölçümlerini kendisi yapıyor ve günde 8 kez ölçüyor. Kalitesiz cihazların neden olabileceği tehlikeli durumlardan hastalar gibi anne ve babalar da mağdur oluyor. Çünkü diyabet hastası küçük bir çocuğun bu hastalıkla başa çıkmasını sağlamak gerçekten çok zor. Bedir Can’ın halasının desteğiyle satın aldığımız, şu anda kullandığımız yüksek kalitedeki cihazdan memnunum. Ama daha önce kullandığımız daha ucuz olan cihaz yanlış ölçüm yapabiliyordu. Öyle ki insülin yapmak için Bedir Can’ın şekerini ölçtüğüm bir gün, 2 cihaz arasında 41 gibi önemli bir fark çıktı. Ancak insülin yapmadan önce doktoruyla görüştük ve yanlış tedaviyi engelledik. Dikkatli olmasaydım çok kötü bir tabloyla karşı karşıya kalabilirdik. Striplerimizi şu anda ücretsiz alabiliyoruz. Ancak bazen yeri geliyor ücretsiz strip alabilmek için Yenibosna’dan Bağcılar’a gitmek zorunda kalıyorum. Çünkü bazı eczaneler fark talep ediyor. 45-50 TL. fark ödediğim zamanlar oluyor. Bu konuda diyabetlilere destek olunmasını bekliyoruz hatta umarım pompalar için de bize bir kolaylık sağlanır.”

Konunun özeti…

Gaziantep’ten katılan bir kadın diyabetlinin yetkililere şu sorusunda olduğu gibi: “22 yıllık bir Tip 1 diyabetliyim. Ailemin desteği sayesinde kaliteli bir diyabet yönetimi yaptım. Hiçbir organ hasarım yok. Nasıl Türkiye’de Avrupa’dan daha çok diyabetli oranı varsa bizim Güneydoğu Bölgesi’nde de Türkiye geneline göre daha çok diyabetli var. Şu anda ben çalışmıyor olsam ve çeşitli nedenlerle böbrek hasarım olsa devlet bana daha fazla masraf yapmayacak mı?” Uzmanlar hemfikir! Aslında çözüm çok zor değil. Hastaların hayatını doğrudan ilgilendiren cihazlar sıkı denetime alınıp; cihazların, çubukların hatta pompaların satın alınmasında diyabetlilere kolaylıklar sağlanırsa doğru kan şekeri ölçümü ve doğru tedavi ile organ hasarları önlenecek ve devletin üzerindeki yük azalacak. Kısacası hem devlet hem diyabetliler kazanacak.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.