Diyabetin kötü arkadaşı Tansiyon

Tansiyonunuzu her zaman dengede tutmanız diğer sağlık sorunlarının önüne geçebilir. Uzmanların hipertansiyonla ilgili önemli uyarıları var

Diyabet hastalarında çok sık karşılaşılan hipertansiyonla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Levent Tıp Merkezi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Timur Timurkaynak diyabet hastalarının tıpkı kan şekeri düzeyleri gibi, tansiyonlarını da dengede tutmaları gerektiğinin altını önemle çiziyor: “Hipertansiyon diyabete eşlik eden ve kalp hastalığına giden süreçte diyabetle kol kola gezen kötü bir arkadaş. Bu yüzden diyabet hastaları rutin endokrin uzmanına gittiğinde mutlaka kardiyoloji uzmanına da görünmeli ve risklerini minimize etmeli. Diyabet, obezite, hipertansiyon, sigara ve sedanter yaşam (egzersiz yapmamak) kol kola gezen ve birbirlerini azdıran bir çete gibi düşünülmeli ve yakın takip edilmelidir.”

Yan etkileri olabilir
Diyabet hastalarının her altı ayda bir kardiyoloji kontrolünden geçmelerini tavsiye eden Timur kaynak şu hususlara dikkat çekiyor: “Akılda tutulması gereken önemli bir nokta hipertansiyonun diyabeti tetiklediğidir. Yakın takip edilmeli ve organlara hasar vermesi engellenmelidir. İlaç tedavisi hipertansiyonun olmazsa olmazıdır. Hastalar, yan etkilerinden dolayı ilaçlarını içmekten korkuyorlar ancak unutulmaması gereken nokta hipertansiyonun da yan etkileri olduğu. Hipertansiyonun yan etkileri felç, böbrek yetmezliği ve diyaliz, kalp krizi, kalp yetmezliği, körlük ve bacak damarlarında tıkanıklıklar olarak sayılabilir. Hastalarımız hipertansiyonu kontrol edebilmek için ilaçlara ek olarak kilo vermeli, düzenli egzersiz yapmalı, tuzlu ve hazır gıdalardan kaçınmalılar.”

Unutmayın!
. 6 ayda bir, hem endokrin hem de kardiyoloji kontrolünden geçin.
. İlaçlarınızı aksatmadan kullanın.
. Her gün düzenli olarak egzersiz yapın. (30 dakika tempolu yürüyüş yeterlidir.)
. Kilo almayın, kiloluysanız kilo verin.
. Tuz, sigara ve alkolden uzak durun.
. Sağlıklı beslenin ve Akdeniz mutfağına bağlı kalın.

Nedeni nedir?
Hipertansiyonu atardamarlardaki kan basıncının yükselmesi durumu olarak tanımlayan Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği Başkanı Prof. Dr. Sait Gönen bunun kronik (süreğen) bir hastalık olduğunun altını çiziyor ve ekliyor: “Yaklaşık yüzde 90’ı nedeni belli olmayan (esansiyel ya da primer) hipertansiyon iken geriye kalanı hormonal, metabolik ya da vasküler nedenlere bağlı “sekonder hipertansiyon” olarak isimlendirilir. Sekonder nedenlerin varlığında hipertansiyon, neden olan durumun tedavisi ile ortadan kalkabilir.”

Ölçümlerinizi aksatmayın!
Tip 2 diyabetli hastaların dörtte üçünde tanı esnasında hipertansiyon vardır diyen Gönen, kontroller sırasında dikkat edilmesi gereken bazı noktaları şöyle özetliyor: “Hipertansiyon varlığı diyabetik hastalarda ortaya çıkan küçük ve büyük damar problemlerini artırır. Diyabetik hastaların tüm kontrollerinde mutlaka kan basıncı kontrolleri, hipertansiyonun uç organ hasarına yönelik fizik inceleme yapılmalı ve gerekli tetkikler planlanmalıdır. Diyabeti olan hastalar hipertansiyonu yoksa ya da kontrolde ise haftada 1-2 defa, kontrolde değilse doktorunun önerisine göre kontrol altına alınana kadar daha sık olarak tansiyonunu ölçtürmelidir. Diyabetik hastalarda iyi kan basıncı kontrolü ile elde edilen risk azalması, diyabetik olmayanlara göre daha yüksek oranda olduğu için kan basıncı kontrolü diyabetik hastalarda daha titizlikle yapılmalıdır.”

İlaçlarınızı düzenli kullanın
Tansiyon yüksekliğinin diyabetin neden olduğu böbrek, göz, kalp ve beyin damarları ile ilgili problemlerin ortaya çıkmasını kolaylaştırdığını ve problemi ağırlaştırabileceğini vurgulayan Gönen bazen de organ yetmezliği ya da damar tıkanıklığına neden olmadan, fazla bir şikayet de yaratmayabilir diyor ve ekliyor: “Diyabet hastaları, genelde yüksek kan basıncı nedeniyle herhangi bir şikayetleri olmadığı için tansiyon ilacı kullanma konusunda hevesli olmamaktadırlar. Ancak şikayet olmasını her zaman beklemek doğru değildir, gerekli ise ilaç kullanılmalıdır. Ayrıca bu hastalar genellikle diyabetle beraber, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi ve buna benzer birbiriyle beraberliği sık olan hastalıklar nedeniyle çok fazla ilaç kullanmaktadırlar ve ilaçların birbiriyle etkileşimi önemli bir konudur. İlaç etkileşimi konusunda hekimler her ilaç değişikliğinde dikkatli olmalı, hasta da şekerle ilgisi yok diye düşünerek başka bir nedenle kullandığı ilaçları hekimine söylemekten kaçınmamalıdırlar.”

Hemen doktora görünün!
Diyabet hastalarının uygun şartlarda ölçülen tansiyon değerleri 130/80 mmHg üzerinde çıkıyorsa acil olmasa da doktora başvurması gerekiyor. Ancak 160/100 mmHg üzerindeki inatçı değerlerde acil olarak doktor yardımı almaları şart. Ani ya da hızlı gelişen görme kaybı, güç kaybı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, ödem, şiddetli baş ağrısı, çarpıntı gibi durumlar da diğer acil başvuru nedenlerinden.

Tansiyon ölçerken…
Tansiyon ölçerken vücudun hem fiziken hem de ruhen dinlenmiş vaziyette olması gerekiyor. Üzüntülü ya da sevinçli bir anda ölçülen kan basıncı değeri normal insanda da yüksek çıkabiliyor. Egzersiz sonrası, kahve, kola gibi kafeinli içeceklerden sonra, sigara içtikten sonra tansiyon ölçümü doğru değil. Obezlerde kolun çapına uygun geniş manşonlu tansiyon aletleri kullanılmalı. Bilek seviyesinden elektronik cihazlarla ölçümün uygun olmadığını belirten Prof. Dr. Sait Gönen, üst koldan ölçüm yapan elektronik cihazların manuel ölçümlerle benzer sonuçlar verdiğini ama ideal olanın kulakla ölçülen şekliyle (manuel) takip olduğunun altını çiziyor.

Sistolik basınç
(Büyük tansiyon: Kalp, damarlara kan pompalarken atardamarlardan ölçülen basınç)

Diyastolik basınç
(Küçük tansiyon: Kalp, iki kasılma arasında dinlenirken atardamarlardan ölçülen basınç)

diyabetin-kotu-arkadasi-tansiyon-2

ANKETLER DİYOR Kİ…
Diyabetin sosyal yükü uluslararası yapılan bir anket çalışmasıyla araştırıldı ve çarpıcı veriler ortaya çıktı.

Novo Nordisk’in sponsorluğunda, Uluslararası Diyabet Federasyonu (IDF), Uluslararası Hasta Birliği Organizasyonu (IAPO), Steno Diyabet Merkezi başta olmak üzere ulusal ve uluslararası diyabet alanında faaliyet gösteren çeşitli kuruluşların da yer aldığı, 17 ülkeden 15.000’in üzerinde katılımcıyla yapılan ‘Diyabette Davranışlar, Dilekler ve İhtiyaçlar’ konulu anket çalışmasının sonuçları açıklandı. Türkiye’den de 900’ün üzerinde katılımcının yer aldığı anket çalışması Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı, Türkiye Diyabet Vakfı ve Diyabetle Yaşam Hasta Derneği tarafından yürütüldü.

Anket çalışması diyabetin sosyal yükünü gözler önüne serdi:
DİYABETİN RUHSAL VE FİZİKSEL SAĞLIK ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Diyabetlilerin %45’i diyabetle bağlantılı olarak stres ve endişe yaşamaktadır. Diyabetlilerin %39’u, ilaç kullanma rutininin normal bir yaşam sürme yeteneklerini sekteye uğrattığını bildirmiştir. Diyabetlilerin %56’sı hipoglisemi riskinden büyük endişe duymaktadır. Diyabetlilerin %62’si, fiziksel sağlıklarının olumsuz etkilendiğini bildirmektedir.

DİYABETİN AİLELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Aile üyelerinin %40’ı, diyabetli yakınları ile ilgili endişelerinden ötürü yüksek derecede üzüntü duyduklarını bildirmektedir. Aile üyelerinin %61’i hipoglisemi olaylarının yaşanma riskinden büyük endişe duymaktadır. Aile üyelerinin %39’u diyabetli yakınlarının bakımında daha fazla rol almak istemektedir. Aile üyelerinin %37’si, diyabetli yakınlarına en iyi ne şekilde yardımcı olabileceklerini bilmemekten ötürü çaresizlik hissetmektedir.

ÖZ BAKIM İÇİN DESTEK
Sağlık mesleği mensuplarının %78’i kendi sağlık durumlarının sorumluluğu konusunda diyabetlilerin daha fazla katılımı olması gerektiğini belirtmektedir. Sağlık mesleği mensuplarının %70’i diyabet bakımının başarılı olmasında aile üyelerinin hayati bir rol oynadığına inanmaktadır. Sağlık mesleği mensuplarının %61’i diyabette öz bakım konusunda eğitim ve bilgilendirme çalışmalarının yaygınlaştırılmasının hastalık yükünü azaltmaya yardımcı olacağını bildirmektedir.

EĞİTİCİ VE BİLGİLENDİRİCİ KAYNAKLARIN KULLANIMI
Diyabetlilerin %81’i eğitim programlarını faydalı bulmaktadır ve bu eğitimlerin artırılması gerektiğini düşünmektedir. Aile üyelerinin %23’ü bir diyabet programına/ etkinliğine katılmıştır. Sağlık mesleği mensuplarının %50’si diyabetlilere daha iyi öz yönetim eğitimi ve desteği vermelerine yardımcı olacak bilgi ve araçları kendilerine sağlayacak eğitim programlarına katılmak istediklerini bildirmektedir.

PSİKOSOSYAL DESTEĞİ DE KAPSAYAN KALİTELİ DİYABET BAKIMINA ERİŞİM
Sağlık mesleği mensuplarının %20’si diyabetin psikolojik boyutları konusunda eğitim almıştır. Sağlık mesleği mensuplarının %59’u diyabetin psikolojik boyutlarının yönetimi konusunda daha fazla eğitim almak istemektedir. Sağlık mesleği mensuplarının %63’ü psikososyal destek hizmetlerinde iyileşme sağlamaya büyük ihtiyaç olduğunu görmektedir.

diyabetin-kotu-arkadasi-tansiyon-3

KALİTESİZ KAN ŞEKERİ ÖLÇÜM CİHAZLARI VE ÇUBUKLARINA DİKKAT!
HAYATİ ÖNEM TAŞIYAN KAN ŞEKERİ ÖLÇÜM CİHAZLARININ VE ÇUBUKLARININ ULUSLARARASI DOĞRULUK STANDARTLARI İLE UYUMLU OLMALARI ŞART. PEKİ ÜLKEMİZDE DURUM NASIL?

diyabetin-kotu-arkadasi-tansiyon-4

Türkiye’de 7 milyonun üzerinde diyabet hastası bulunuyor. T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun 2015 Şubat verilerine göre 5,6 milyonu tedavi altında ve bu hastaların yüzde 26’sı insülin kullanıyor. Diyabetli hastalar için kan şekeri ölçümünün insülin tedavisinin önemli bir parçası olduğu, hayati önem taşıdığı malum. Çünkü insülin yapılmadan önce mutlaka kan şekerinin ölçülmesi ve yapılacak dozun kan şekeri değerine göre ayarlanması gerekiyor. Bu yüzden ölçüm cihazlarının uluslararası doğruluk standartları ile uyumlu olmaları son derecede önemli. Cihazlarda beliren kan şekeri ölçüm sonuçlarının doğru olmadığı durumlarda, hastalara insülinin aşırı yüksek dozda yapılması sonucu kan şekeri değerlerinin çok ciddi düşmesi veya aksine düşük dozda yapılması, hatta zaman zaman tedavinin bırakılması sonucu diyabet koması durumları oluşabiliyor. Piyasada satılan, çoğu Uzak Doğu kökenli kan şekeri ölçüm çubukları ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’ na soru önergesi veren, aynı zamanda Milliyetçi Hareket Partisi Konya Milletvekili olan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen soru önergesinde, diyabet hastaları için büyük önem taşıyan şeker ölçüm cihazları ve çubuklarından piyasada çok sayıda Uzak Doğu kökenli olanların bulunduğuna ve bunların çoğunun doğru ölçüm yapıp yapmadığı ve özellikle bebek ve çocuk hastalar ile kırsal alanda yaşayanların ölçüm sonuçlarına güvenip yanlış tedavi görerek ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarına dikkat çekti. Bu hastaların yaptıkları ölçüm sonuçlarına göre yemek yediklerini ve çoğunun insülin desteği ile yaşadığını belirten Prof. Dr. Sait Gönen bu konudaki soru işaretlerini şöyle özetliyor: Piyasada bulunan şeker ölçüm cihazlarının ve çubuklarının yeterli ölçümü sağlayacak kalitede olup olmadıkları ile ilgili olarak yeterli denetim ve incelemeler yapılıyor mu? Piyasada tıbbi açıdan yetersiz olan ve fiyatı düşük olan malzemelerin, mevcut kan şekeri ölçüm cihazlarının ve çubuklarının standartlara uygun olup olmadığı araştırılıyor mu? Standartlara uymayan şeker ölçüm çubukları ile ilgili önlemler alınıyor mu? SGK’ nın ödeme yaptığı cihazlara ülkemizde servis ve danışma hizmeti veriliyor mu? Ülkemizde 70’e yakın tipte kan şekeri ölçüm cihazı Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat almış durumda ve SGK’nın geri ödeme kapsamında yer alıyor. Bu cihazların yaklaşık yüzde 70’i ise Uzak Doğu kökenli (Çin, Tayvan veya Kore) ürünler ve ne yazık ki ulaşılabilecek bir çağrı merkezi, teknik servisi ve hatta iletişim bilgisi dahi bulunmuyor. Cihazların taşıdıkları CE belgeleri ise beyana dayalı. Bir başka deyişle uluslararası doğruluk standartlarını gerçekten karşılayıp karşılamadıkları bilinmiyor.diyabetin-kotu-arkadasi-tansiyon-6

CERRAHİ MÜDAHALE KİMLERE, NASIL, NE ZAMAN?
Diyabet tedavisinde gittikçe daha fazla tercih edilmeye başlanan cerrahi yöntemler, İngiltere’de düzenlenen ‘Dünya Tip 2 Diyabet Tedavisinde Girişimsel Yöntemler Kongresi’nde her yönüyle masaya yatırıldı.

İngiltere’nin başkenti Londra’da yapılan ‘Dünya Tip 2 Diyabet Tedavisinde Girişimsel Yöntemler Kongresi’nde Türkiye’yi temsil eden Doç. Dr. Alper Çelik; diyabet hastalığında cerrahi tedavi ile hasta harcamalarında yüzde 90’ın üzerinde tasarruf sağlandığını ve uygulanan tek bir cerrahi müdahaleyle şeker hastalığının yanı sıra tansiyon, kilo problemleri, yüksek kolesterol, gut hastalığı ve polikistik over rahatsızlığı gibi sağlık sorunlarının da, çok geç kalınmadığı sürece, tamamen giderilmesinin mümkün olduğunu ifade etti. Emilimi bozmadan, ömür boyu vitamin, mineral, demir ve kalsiyum bağımlılığına neden olmadan, ince bağırsak kaynaklı hormonların değiştirilerek, şeker hastalarından çok etkili sonuçlar alınabildiğini bu kongrede dile getiren Çelik; yapılmakta olan tedavilerle diyabet hastalığının yanı sıra bu hastalığa bağlı olarak oluşan bazı organ hasarlarının da düzelebileceğini söyledi. Çelik kongrede, şeker hastalarında görülen sinir hasarının, ameliyattan sonra düzeldiğini bilimsel verilerle gösteren bir sunum da gerçekleştirdi.

diyabetin-kotu-arkadasi-tansiyon-5

Yüzde 92 başarı
Gerçekten bilimsel bakış açısına sahip olan hekimlerin, uygulanan tedavileri kabullenmesinde bir sorun yaşanmadığını vurgulayan Çelik; şimdiye kadar denenmesi gereken bütün tedavileri denemiş, ancak sonuç alamamış en ağır bin diyabet hastasında uygulanan cerrahi yöntemle yüzde 92’lik bir başarı sağlandığını söyledi.

Tedavi masrafları azalıyor
Cerrahi yöntemler ile hastaların tedavi masraflarında önemli ölçüde azalma olduğunu da belirten Dr. Çelik, yapılan harcamalarda yüzde 90’ın üzerinde tasarruf sağlandığını vurguladı ve diyabet hastalarının hazineye olan maliyetlerinin azaldığını söyledi. Çelik, Türkiye’de bir diyabet hastasının ameliyattan önce senelik masrafının 650 doları bulduğunu, bunun ameliyat sonrası 65 dolara düştüğünü ifade etti.

Mide küçültme yöntemi çözüm değil
Ameliyat çeşitlerinden mide küçültme yönteminin uzun vadede başarısız olduğuna dikkati çeken Çelik; sadece mide küçültme işlemi yapıldığında uzun vadede istenilen sonuçların elde edilemediğini, insanoğlu üzerinde yapılabilecek hiçbir kısıtlamada, uzun vadede sonuçların yüz güldürücü olamadığını söyledi.

Yeni yöntemler ön plana çıkıyor
Yeni bir yöntem olarak, yaklaşık 8 yıldır, metabolik cerrahi yöntemlerinin ön plana çıktığını ifade eden Çelik, mide bypass ameliyatlarında görülen tekrar kilo alımı gibi sorunların bu uygulamalarda görülmediğinin de altını çizdi

DIABETIC LIVING DERGİSİ SONBAHAR/KIŞ 2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.