Dişlerinize iyi bakın

Diyabet hastası olmak dişeti hastalıklarının gelişme olasılığını artırıyor. Diş sağlığını korumak ve dolayısıyla diyabet denetimini sağlamanın yolları aslında çok zor değil.

Diş ve dişeti bakımı için 5 ipucu
1- Kan şekeri:
düzeyinizin sağlıklı bir aralıkta seyretmesi için doktorunuzla/ danışmanınızla birlikte düzenleme yapın. Dişeti hastalığı olanlar kan şekerini düşürmede zorluk çekebilir. Diyabet yönetimini bir sağlık kuruluşu uzmanı rehberliğinde yapmayan hastaların dişeti (periodontal) hastalığı geçirme riski yüksektir.
2- Dişlerinizi günde iki kez yemeklerden sonra yumuşak bir fırça ve diş macunuyla fırçalamak ve diş aralarını temizlemek gibi iyi ağız bakımı alışkanlıkları edinin. Uzmanlar özellikle dişeti çizgisini nazik bir şekilde iyice fırçalamanın önemini vurguluyor. Diş ipi kullanımını alışkanlık haline getirmekte fayda var.
3- Her yıl kapsamlı bir periodontal değerlendirme isteyin. Bu muayene ve testler dişeti ve destekleyici kemiklerin yapısını ayrıntılı olarak inceler.
4- Sağlık danışmanlarınızın her iki durumdan haberdar olmasını sağlayın ve diş hekimi, periodontolog (diş eti hastalıkları uzmanı) ile sağlık danışmanınızı herhangi bir değişiklik konusunda bilgilendirin.
5- Sigara içiyorsanız bırakmak için elinizden geleni yapın. Stresi azaltmaya çalışın ve az yağlı et, tam tahıllar, az yağlı süt ürünleri ve bol sebze ile meyve gibi besleyici yiyecekler yiyin. Bu alışkanlıklar diş ve ağız sağlığınızı korumaya yardımcı olur.

Kalp hastalıkları, felç ve sinir hasarları, uzun dönem kontrol altına alınmamış kan şekerinin komplikasyonları olarak dikkate değer. Ancak üzerinde durulması gereken bir diğer konu da dişetleri. Çünkü diyabet, kan şekeri kontrolünü zorlaştıran kronik dişeti iltihabına neden olabiliyor. Michigan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi profesörlerinden Wenche Borgnakke; “Kontrol edilmemiş diyabet hastalarının diyabetli olmayanlara göre daha şiddetli dişeti hastalıklarına açık olduğu uzun süredir biliniyor. Oysa artık dişeti hastalıklarının diyabet hastası olmayanlarda da kan şekerini yükselttiğini biliyoruz. Bu durum diyabet kontrolünü zorlaştırmanın yanında Tip 2 diyabet oluşumunu hızlandıran bir neden de olabilir.” diyor. Yüksek kan şekeri ağızda bakteri gelişimi için ideal bir ortam oluşturuyor. Dişler üzerinde özellikle dişeti hattında biriken bakteriler dişetini tahriş ederek lokal iltihaba neden oluyor. Uzmanlar dişeti enfeksiyonuna neden olan bakterilerin kan dolaşımına sızdığını ve bunun da tüm bedene yayılan bir enfeksiyonu tetikleyebildiğini belirtiyor. Bu durum da kan şekerinin yükselmesine ve diyabet kontrolünün zorlaşmasına yol açıyor.

Dişeti hastalığının etkileri
Dişeti hastalığıyla diyabet arasında güçlü bir bağ mevcut. Öyle ki, rutin ağız muayenelerinin diyabet taramasına önemli ölçüde yardımcı olabileceği düşünülüyor. 2011 yılında Journal of Dental Research Dergisi’nde yer alan bir makalede; araştırmacıların eksik diş sayısını ve dişetiyle dişler arasındaki derin cepleri belirleyerek pre-diyabet ve diyabet riski açısından yüzde 73 oranında doğru değerlendirme yapabildikleri yer alıyor. İstanbul Aydın Üniversitesi Periodontoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sinem Yıldız Çiftlikli dişeti hastalıklarının dişleri destekleyen dokulardaki kronik enfeksiyonlar olduğunu belirtiyor ve şöyle devam ediyor: “Diyabet ve dişeti hastalıkları, tüm vücudu etkileyebilen şekilde iltihaba yol açan hastalıklardır. İlerleyen yaş, obezite, fiziksel aktivite azlığı, düşük sosyo-ekonomik durum ve stres hem diyabeti, hem dişeti hastalığını tetikleyen faktörlerdir. Doğrudan birinin diğerine yol açtığı söylenemeyecek olsa da bu iki hastalık çift yönlü olarak birbirini etkiler. Diyabetli bireylerde sağlıklı bireylere göre dişeti hastalığının ve diş kayıplarının görülme oranı oldukça yüksektir. Aynı zamanda kan şekerinin iyi kontrol edilmemesi de dişeti hastalığı oranını ve şiddetini ciddi şekilde arttırmaktadır. Diğer taraftan dişeti hastalığının tedavisi kan şekerinin düzenlenmesine yardımcı olmaktadır. Diyabetli bireylerin, stresten mümkün olduğunca uzak durmaları, beslenmelerini uygun bir diyetle kontrol altında tutmaları, fiziksel olarak aktif olmaları ve mümkün olduğunca spor yapmaları, diyabet kontrollerini düzenli yaptırmaları ve reçete edilen ilaçları belirtilen şekilde kullanarak kan şekerini kabul edilebilir bir düzeyde tutmaları, düzenli diş hekimi kontrolü yaptırmaları ve kendileri için doğru olan ağız bakımı tekniklerini öğrenerek uygulamaları son derece önemlidir.”

Dişeti hastalıkları uyarı sinyalleri
Tip 2 diyabet hastalığı gibi dişeti hastalıkları da sinsidir, yani hastalık ilerleyene kadar belirtileri yakalamak zordur. Ancak uzmanlar bazı uyarıcı belirtileri şöyle sıralıyor: • Kızarık, şiş veya hassas diş etleri
Dişetlerinde kaşıntı, kürdanla kurcalama isteği
Diş fırçası veya diş ipi kullanırken ya da sert bir besin çiğnerken kanama
Geriye çekilmiş dişetleri
Sallanan ve birbirinden ayrılmaya başlamış dişler
Süregelen ağız kokusu
Bir şey ısırınca dişlerinizin dizilişinde ya da protez yapısında oluşan değişiklikler Bu belirtileri gördüğünüzde hemen bir periodontoloji (dişeti sağlığı ve hastalıkları) uzmanına görünün.

Diyabetin altıncı komplikasyonu
Diyabetli hastalarda kan şekerinin yüksek olması sebebiyle birçok sistemik sorunun ortaya çıktığını vurgulayan Acıbadem Ankara Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Dr. Dt. Merve Altıngöz günümüzde; diyabetli hastalardaki göz, böbrek, damar, sinir ve cilt ile ilgili sorunlara ilaveten ağızla ilgili problemlerin özellikle de dişeti hastalıklarının ‘diyabetin altıncı komplikasyonu’ olarak kabul edildiğini söylüyor.

dislerinize-iyi-bakin-2Risk taşıyan hamilelere şeker yükleme testi
“Başta Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığı olmak üzere dünyadaki ve ülkemizdeki resmi kurumlar ile diyabet, endokrinoloji ve doğum uzmanlığı derneklerinin hepsi, risk taşıyan gebelere ‘şeker (glukoz) yükleme testi’ yapılmasını önermektedir” diyen Koç Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Amerikan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Kayhan Yakın gebelikte yaşanan süreci şöyle özetliyor: “Şeker hastalığına yatkınlığı olan bazı kadınlarda, sahip oldukları insülin direnci daha da artarak gebelik şekeri yani gestasyonel diyabet ortaya çıkabilir. Fark edilmeyen gestasyonel diyabet hem bebeğin hem de annenin sağlığı için risk yaratmaktadır. Ne yazık ki kan şeker düzeyleri iyi bir şekilde kontrol edilmeyen diyabetik anne bebeklerini bazı ciddi sorunlar beklemektedir.”

Endişe duymayın
Kayhan Yakın, bu konuda son zamanlarda yaşanan tartışmalara da şöyle açıklık getiriyor: “Testler sırasında içirilen 50 g. glukoz 200 kalori, 75 g. 300 kalori, 100 g. ise 400 kalori içerir. Bu kalori miktarları günlük yaşamda herhangi bir öğünde aldığımız kalori miktarının altındadır. Yapılan bu testlerin bebeğe zarar verdiğini gösteren hiçbir bilimsel veri yoktur. Anneye verilen şeker, aynı yemek yediğinde olduğu gibi hızlı bir şekilde vücutta metabolize edilecek ve sağlıklı bir gebede kan şekeri düzeyi hiçbir zaman normal seviyelerin üzerine çıkmayacaktır. Eğer çıkıyorsa, bu durum test ile saptanacağından annenin ve bebeğin risklerden korunması mümkün olacaktır.”

Hızlı Çölyak testi
Çölyak hastalığından şüpheleniyorsanız 5 dakikadan az bir zaman ayırarak, parmağınızdan alacağınız bir damla kanla, doktora gitmeden önceki ilk bilgiyi hızlı bir şekilde alabilirsiniz. Çölyak hastalığıyla ilişkili IgA antikorlarını tespit eden Biocard Çölyak Hızlı Tanı Testi’ni size en yakın eczaneden temin edebilirsiniz. Sonuç ne olursa olsun böyle bir şüpheniz varsa elbette doktorunuza danışmakta gecikmeyin.

İnsülin direnci yaşı 20’lere düştü
Hareketsiz yaşam ve hatalı beslenme
Yeterli miktarda insülin üretildiği halde, vücutta insüline karşı yeterli yanıtın oluşmaması olarak tanımlanan insülin direnci, tedavi edilmezse başta diyabet olmak üzere, kalp krizi ile çeşitli kanser türlerini tetikleyebiliyor. Bu nedenle insülin direnci olan kişilerin erken dönemde tedavi olmaları çok önemli. Acıbadem Bahçeşehir Tıp Merkezi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Emrah Turunç, aşırı yemek, hareketsiz bir yaşam sürmek ve bilgisayar başında fazla zaman geçirmek gibi hatalı alışkanlıklardan bir an önce vazgeçmek gerektiğine dikkat çekerek, “Sağlıklı yaşam için gençlerin fast food tarzı beslenmeden uzak durmaları, spor ve egzersize önem vermeleri oldukça önemli” diyor.

Direncin diyabete dönüşmesi önlenebiliyor
Pek çok hastada erken tanı ile insülin direncinin diyabet hastalığına dönüşmeden tespit edilebildiğini belirten Turunç, “Uygun tedavi almayan ve kötü beslenme nedeniyle kilo almaya devam eden hastalar diyabet hastalığı açısından büyük risk altındalar. İnsülin direncinde ilaç tedavisinin yanı sıra düşük karbonhidratlı diyet ve orta düzey egzersiz gibi yaşam şekli düzenlemelerinin de yapılması gerekiyor. Tedavi sonrasında hastalar daha kolay kilo veriyor ve daha sağlıklı yaşam sürüyorlar.” diyor.


DIABETIC LIVING DERGİSİ SONBAHAR/KIŞ 2015

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.